TÜRKİYE’DE PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK ALANININ
GELİŞİMİNDE
TÜRK PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK DERNEĞİNİN YERİ
VE ÖNEMİ
Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK
Türk PDR-DER Başkanı
Kapsam
1. Giriş
2. PDR Derneği Kuruluşuna Dek Geçen Yıllar
(1950–1989):
2.1. PDR Hizmetlerinin Başlangıç Çalışmaları
2.2. PDR Personeli Yetiştirme
2.3. PDR Hizmetlerine İlişkin Anlayış
2.4. PDR Hizmetlerinin Yapılandırılmasındaki Yanlış
Yaklaşım
3. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneğinin
Kurulması
3.1. PDR Derneği Kurucuları
3.2. Amaçları
3.3. Dernek Merkezi ve Şubeleri
4. Türk PDR-DER’in Faaliyetleri
4.1. Ulusal Kongre ve Toplantılar
4.2. Yayınlar
4.3. Etik İlkeler Oluşturma
4.4. Meslek Odası Çalışmaları
4.5. Unvan Sorunu İle İlgili Çalışmalar
4.6. PDR Alanında Çalışanların Özlük Hakları ve
Çalışma Koşullarının İyileştirilmesine Yönelik
Çalışmalar
4.7. İstihdam Alanlarını Koruma ve Geliştirmeye
Yönelik Çalışmalar
4.8. Çalışanların Niteliğini Yükseltme
4.9. Lisans Programlarının Adı ve Anabilim Dalı İsim
Değişikliği
4.10. Lisans Programlarına Girişte Kullanılan Puan
Türünün Değiştirilmesi
4.11. Kamuoyunu Aydınlatma ve Danışmanlık Hizmetleri
4.12. Ulusal ve Uluslar arası Mesleki Örgüt ve
Kurumlarla İlişkiler
5. Geleceğe İlişkin Öngörüler ve Türk PDR-DER’den
Beklentiler
5.1.Ülkemizde PDR Hizmetlerinin Geleceğini
Etkileyebilecek Değişimler
5.2.PDR Alanında Beklenen Değişimler
5.3.Türk PDR-DER’den Beklentiler
6. Sonuç
KAYNAKÇA
1. Giriş
Ülkemizde Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR)
hizmetlerinin 50 yılı aşkın bir geçmişi
bulunmaktadır. 1950’li yıllarda kavram olarak Türk
Eğitim Sistemine giren PDR hizmetleri, günümüzde
yoğunlukla okul ortamında gerçekleştirilmekle
birlikte, özellikle son yıllarda serbest olarak
icrası ile Adalet, Sağlık ve Endüstri kurumlarında
sunulması da giderek artmaktadır.
Yirmi birinci yüzyılda toplum, psikolojik
danışmanlara daha çok gereksinim duyacaktır. Çünkü
küreselleşme, ekonomideki yapısal değişimler,
değişen aile yapısı, çok kültürlülük, bilim ve
teknolojinin yaşam biçimlerine önemli etkileri;
birey ve grupların sosyal ve psikolojik yaşamlarını
da etkileyecek ve değişime uyum çabaları PDR
hizmetlerine duyulan gereksinimi arttıracaktır.
Bu gereksinime koşut olarak ülkemizde PDR alanı
“profesyonel bir meslek alanı” olarak gelişmekte
midir? Başlangıcından itibaren nasıl bir gelişme
çizgisi izlemektedir? Kuşkusuz ki bu çizgide bir
mesleki örgüt olarak Türk Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Derneğinin önemli bir rolü ve işlevi
vardır.
Bu bölümde, başlangıcından PDR derneği kuruluncaya
dek geçen yıllar süresince ülkemizde bu alandaki
çalışmaların kısa bir özeti yapılarak, mesleki
örgütlenmeye nasıl bir süreçte gidildiği açıklanmaya
çalışılmıştır. Daha sonra Türk PDR-DER’in alanı
savunuculuk işlevi çerçevesinde yaptığı çalışmalar
ve faaliyetlerden söz edilmiş ve son bölümde
geleceğe ilişkin öngörüler ve beklentiler
incelenmiştir.
2. PDR Derneği Kuruluşuna Dek Geçen Yıllar
(1950–1989): Türkiye’de PDR Hizmetlerinin Tarihçesi
Kuşkusuz ki mesleki örgütler gereksinimlerden doğar
ve meslek alanındaki sorunlara çözüm aramak ve
mesleğin gelişimini desteklemek işlevini
üstlenirler. Türkiye’de PDR alanındaki uygulamalar
nasıl başlamış ve sürmüştür? Dernekleşme aşamasına
nasıl bir süreç sonunda ulaşılmıştır? Bu bağlamda
ülkemizdeki duruma kısaca göz atmak ve örgütlenme
aşamasına gelinceye dek yaşananları özetlemek bir
fikir verebilir.
2.1. PDR Hizmetlerinin Başlangıç Çalışmaları
Özgüven (1990)’ e göre, ülkemizde yapılan
yeniliklerin pek çoğu gibi, rehberlik konusun da
“Tuba Ağacı” gibi yukarıdan aşağıya bir hareket
olarak başlamıştır.
Bilindiği gibi ülkemizde bu hizmetlerin neredeyse
yarım asrı aşan bir geçmişi vardır. 1950’li yıllarda
Türk-Amerikan işbirliği anlaşması kapsamında
(Marshall Planı) ülkemize davet edilmiş olan
Amerikalı uzmanların öncülüğünde bu alandaki ilk
çalışmalar başlatılmıştır. Bu uzmanlar eğitim
sistemimizi inceleyerek aksaklıklar üzerine raporlar
hazırlayıp yeni uygulamalar için konferanslar,
seminerler düzenlemişler ve rehberlik alanında ilk
pilot uygulamaları başlatmışlardır.
Bu arada ABD’ye gönderilmiş olan Türk Eğitimcileri
de oradaki bilgi ve yaşantılarını, yurda
döndüklerinde uygulama alanına sokarak rehberlik
hizmetlerinin gelişmesine yardımcı olmuşlardır. Türk
eğitimciler arasında Prof. Dr. Feriha BAYMUR ve
Prof. Dr. Hasan TAN ilk öncü çalışmaları
yapanlardandır.
Başlangıç aşamaları içinde 1953–1954 yılında ilk
defa Gazi Eğitim Enstitüsü, Pedagoji ve Özel Eğitim
bölümleri ders programlarına Rehberlik dersinin
konulması ve 1955’de Ankara Demirlibahçe İlkokulunda
ilk Rehberlik Merkezinin açılması sayılabilir.
Daha sonra 1960’dan sonra kalkınma planlarında ve
Milli Eğitim Şura çalışmalarında özellikle
“Yöneltme” hizmetleri esas eksen olmak üzere
Rehberlik anlayışı ve hizmetlerine yer verildiği
görülmektedir. Bu anlayışla 8. Milli Eğitim
Şurasında ortaöğretimin yeniden düzenlenmesi
çerçevesinde 9. sınıfın “Yöneltme” sınıfı olması,
gençlerin ilgi ve yeteneklerine uygun olan
programlara yönlendirilip yerleştirilmesi, yatay ve
dikey geçişlerin yapılması gibi kurallar ile
rehberlik anlayışına uygun bir düzenlemeye
gidildiğini görüyoruz. Bu kararlar doğrultusunda
Milli Eğitim Bakanlığı 1970–71 öğretim yılında 24
okulda rehberlik uygulamalarını resmen başlatmış ve
her yıl bu sayıyı arttırmıştır (Kepçeoğlu; 1994).
Nihayet 9. Milli Eğitim Şurasında alınan kararlar
gereğince 1974–75 öğretim yılında bütün orta
dereceli okullarda “yaygın” olarak rehberlik
çalışmaları başlatılmıştır. Bu düzenlemede rehberlik
uygulamaları sınıf öğretmenlerinin sorumluluğuna
verilmiş ve uyulacak esaslar Tebliğler Dergileri ile
belirlenmiştir (M.E.B. Tebliğler Dergisi 1805, Tarih
16.09.1975). Bu kararla ortaöğretim kurumlarında
çalışan tüm öğretmenler, rehberlik hizmetlerine
katılmak, görev yapmak ve karşılığında da bir ücret
almak üzere “yasal” olarak bağlanmıştır. Bu yasal
düzenleme halen geçerlidir.
Bu yasal düzenlemeye bağlı olarak orta dereceli
okullarımızın bir kısmına görevli rehberlik
uzmanları atanmıştır. Uzmanın sorumluluğu ve
önderliğinde, öğretmenlerin katılımı ile bu
çalışmalar yürütülmüştür. Uzman bulunmayan okullarda
bu hizmetler sınıf öğretmenlerinin sorumluluğuna
bırakılmıştır.
PDR Derneğinin kurulduğu 1989 yılına gelindiğinde
300 kadar okulda bu hizmetlerin “uzman” kadrolu
kişilerce yürütüldüğü, okulların hepsinde rehberlik
örgütünün oluşturulamadığı, okullarda çalışan
rehberlik personeli sayısının yaklaşık 600 kadar
olduğu rapor edilmiştir (Özgüven; 1990).
1982 yılında toplanan X. Milli Eğitim Şurası
raporlarında ülkemizin (sadece ortaöğretim kurumları
için) 7.000 civarında rehberlik personeline
gereksinimi olduğu ifade edilmiştir.
PDR personeli için gerekli kurumlar açılmadan, 1971
yılında başlatılan okullardaki rehberlik
uygulamaları, bu alanı yeterince bilmeyen personelle
yürütüldüğü için, PDR alanına ilişkin kavramlar,
uygulamalar, rol ve kimlik, görev ve sorumluluklar,
etik kurallar bakımından yanlış algılamalar yaşanmış
ve alanın gelişimini engelleyici sorunlar ortaya
çıkmıştır. Bu nedenlerle PDR hizmetlerinin
işlevlerinin anlaşılması gecikmiştir. Okullarda ilk
formal uygulamaların başlamasından ancak 15 yıl
sonra 1985’den itibaren aşamalı olarak PDR alanında
lisans eğitimi almış profesyonel personel
atanabilmiştir.
2547sayılı Yükseköğretim yasasında (1982)
üniversitelerde öğrenciye yönelik Rehberlik ve
Psikolojik Danışma Merkezlerinin kurulması hükmüne
yer verilmesi ve yine bu yasayla üniversitelerde PDR
lisans programlarının açılması personel yetiştirme
açısından önemli gelişmelerdir.
2.2. PDR Personeli Yetiştirme
Ülkemizde ilk olarak, PDR alanına personel
yetiştirme çabası, bir akademik program olarak,
lisansüstü düzeyde 1966–67 yılında Hacettepe
Üniversitesi, Eğitim Bölümünde başlatılmıştır.
Lisansüstü PDR programları daha sonraki yıllarda
Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesinde, ODTÜ ve
Boğaziçi Üniversitesinde açılmış ve 1990’lara dek,
yüksek lisans düzeyinde yaklaşık 275 ve doktora
düzeyinde 60 kadar uzman mezun edilmiştir (Özgüven;
1990).
Milli Eğitim Bakanlığı, lisansüstü öğrenim görmüş
personelin seviyesine uygun kadrolar açmadığı için
bu personelden okullardaki rehberlik servislerinde
yararlanmak mümkün olmamıştır. Bu alanda yetişen
personelin Milli Eğitim Bakanlığındaki üst düzey
kadrolarda, Sağlık Bakanlığına bağlı kurumlarda,
üniversitelerde veya Silahlı Kuvvetlerde görev
aldıkları söylenebilir (Özoğlu, 1986; Özgüven,
1990).
PDR alanında lisans programları 1965 yılında Ankara
Üniversitesi Eğitim Fakültesinde açılan “Eğitim
Psikolojisi ve Rehberlik” programı sayılmazsa (çünkü
PDR’den daha çok Eğitimin Psikolojik Temellerine
odaklanıyordu), 1981 yılında Hacettepe
Üniversitesinde ve 1982’de beş üniversitede daha
“Psikolojik Danışma ve Rehberlik” lisans programları
açılmış ve sayıları 1989’a dek 11’e ulaşmıştır
(Kuzgun, 1990; Özgüven, 1990). Bu programların
açılmasında X. Milli Eğitim Şurasında Rehberlik
personelini yetiştirme konusunun ele alınmasının
rolü önemlidir. Söz konusu şura raporlarında,
rehberlik personelinin üç düzeyde yetiştirilmesinin
önemli olduğu vurgulanmıştır (MEB X. Şura Raporu;
1981):
1) Lisans Düzeyi: 4 yıllık üniversite eğitimi veren
program
2) Rehberlik Sertifikası: Üniversitelerin Psikoloji,
Eğitim, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümlerinde
veya hizmetiçinde verilebilir. Lisanstan sonra
yaklaşık bir yıllık (lisansüstü) program.
3) Mezuniyet Sonrası Eğitimi Düzeyi
a. Bilim uzmanlığı: Yaklaşık 2 yıllık lisansüstü
program.
b. Doktora düzeyi: Bilim uzmanlığı üzerine yaklaşık
2-3 yıllık bir program.
c. İş başında yetiştirme: Sürekli bir programla
alandaki danışman ve sınıf öğretmenlerinin
yetiştirilmesi.
X. Milli Eğitim Şurasından sonra 1982 yılında
toplanan XI. Şura kararları da “Eğitimde Rehberlik”
alanını bir uzmanlık alanı olarak ele alması ve bu
alanda çalışacaklara verilecek olan unvanın “Okul
Danışmanı” olarak belirlenmesi açısından önemli
görülmektedir. Ayrıca, XI. Milli Eğitim Şurasında
okul danışmanı kavramına ilişkin yapılan tanım,
beklenen roller ve uzman eğitimi için önerilen
model, çağdaş rehberlik anlayışı ile tutarlı
görülmektedir (MEB XI. Şura Raporu; 1982).
Ancak, şura kararlarının eğitim uygulamalarına
yansıması ne yazık ki başarılı olmamıştır.
1989 yılına dek olan gelişmelere bakıldığında
ülkemizde PDR alanının “profesyonel bir hizmet
alanı” olarak kabul edilmesi konusunda önemli
sorunlar olduğu, eğitimdeki uygulamalarda beklenen
düzeye ulaşılamadığı, PDR alanının bilimsel anlayış
ve çağdaş yaklaşımlarla kabul edilmesi önündeki
engellerin aşılamadığı görülmektedir.
2.3. PDR Hizmetlerine İlişkin Anlayış
Bu kısa başlangıç tarihçesine dayalı olarak neler
söylenebilir?
Okullarda rehberlik uygulamalarına daha
başlangıcında (1970’lerde) gerekli ön hazırlık
yapılmadan/alt yapısı oluşturulmadan başlanmıştır.
Öğretmen ve yöneticiler bu konuda eğitilmeden, bu
alanda yeterli/gerekli donanıma sahip olmadan bu
işle “yasal” olarak görevlendirilmişlerdir.
Okullarda uzman yoktur. Eğitim sistemi bu anlayışa
uygun değildir vb. sorunlar uzmanlarca sıklıkla dile
getirilmektedir. (Özoğlu, 1986; Özgüven, 1986; 1990;
Kuzgun, 1990; Kepçeoğlu, 1994).
Bu yanlış başlangıcın ne yazık ki günümüzde hala
sürdüğünü söylemek mümkündür. Çünkü bilindiği gibi
yanlış kurulan bir şeyi düzeltmek onu yeniden
kurmaktan daha güçtür, daha zaman alıcıdır.
Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinde de
Türkiye bunu yaşamıştır, yaşamaktadır. Günümüzde
halen, yönetici ve öğretmenlerin çoğu hizmet-öncesi
ve sonrası hazırlık sürecinde bu konuda bir eğitim
almamışlardır. Öğretmen yetiştiren fakültelerin
programlarında ve öğretmenlik sertifika
programlarında rehberlik alanında bir ders 1997’lere
dek sadece “seçmeli” olarak bulunmakta, birçok
programda bu ders açılmadığı için öğretmen
adaylarının seçme şansı olmamaktaydı.
Kepçeoğlu (1974) tarafından yapılan bir araştırmada,
orta dereceli okullarda görevli müdür, öğretmen ve
uzmanların rehberlik anlayışları arasında
farklılıklar olduğu ve rehberlik anlayışlarının
uygulamalarda başarı sağlamak için yeterli olmadığı
görülmüştür. Gültekin (1984) tarafından yapılan bir
diğer araştırmada, orta dereceli okullarda “sınıf
öğretmenliği” görevini yürüten öğretmenlerin bu
hizmetleri yürütebilmek için rehberlik görev
algılarının yetersiz olduğu ortaya konulmuştur. Yine
Pişkin (1989) ve Özdemir (1991) tarafından yapılan
araştırmalarda öğretmenlerin ve rehberlikle ilgili
personelin rehberlik anlayışlarında önemli
farklılıklar bulunduğu, birçoğunun rehberliğe uygun
olmayan bir anlayışa sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Özet olarak, ülkemizde yapılan çeşitli araştırmalar,
okullarda görevli elemanların ortak bir rehberlik
anlayışına sahip olmamasının, yapılan rehberlik
çalışmalarının başarısını büyük ölçüde engelleyen
bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu durumun yarattığı sonuçları okullarda görevli
uzmanlar yoğun sorunlar olarak yaşamaktadır. Nedir
bunlar? Okullarda psikolojik danışmanın görev
yapabileceği uygun bir yer, oda, programlarda zaman,
gerekli malzeme, araç, gereç sağlanmamaktadır.
Yönetici ve öğretmenler, yürütülen hizmetlere
yardımcı olmamaktadır, işbirliği yapmamaktadır. Bu
hizmetlerden “sihirli değnek” gibi ya bütün
sorunları bir anda çözmesini beklemekte, ya da
hiçbir şey beklememektedirler (Tan; 1990).
Bu alanda bugün yaşanılan sorunlarımızın önemli bir
kısmı da eğitim sisteminde bu hizmetler
örgütlenirken, yapılandırılırken yanlış bir
yaklaşıma dayandırılmasıdır.
2.4. PDR Hizmetlerinin Yapılandırılmasındaki Yanlış
Yaklaşım
Başlangıcından beri süregelen ve bugün hala
değiştiremediğimiz yanlış bir yaklaşım var bu
hizmetlere ilişkin olarak… Bu yanlış yaklaşım şu iki
yönde olagelmektedir;
1) Rehberlik ve Psikolojik Danışma genellikle özel
eğitime muhtaç çocukları tanıma, teşhis etme,
onların eğitimlerine yardım hizmeti olarak
algılanmış ve uygulamalar bu yaklaşıma göre
sürdürülmüştür. Bilindiği gibi bu alandaki
hizmetler, M.E.B. bünyesinde ”Özel Eğitim-Rehberlik
Dairesi Başkanlığı”nca yürütülmektedir. 1983’de bu
daire “Özel Eğitim, Rehberlik ve Danışma Hizmetleri
Genel Müdürlüğü”ne bağlanmıştır. Bu genel
müdürlükteki genel müdürler ve daire başkanları da
hep “Özel Eğitim” alanından kişiler olmuştur.
Özel Eğitim ve Rehberlik Dairesi Başkanlığı
Rehberlik alanındaki hizmetleri “Özel Eğitim İle
İlgili Mevzuat” içinde düzenlemiştir.
Bu mevzuattan bazı ifade ve tanımlar şöyledir:
Rehberlik ve Araştırma Merkezleri ve Görevleri
Madde 6- Özel Eğitim alanında araştırmalar yapmak,
özel eğitime muhtaç çocuklara hizmet götürmek üzere
her ilde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir
rehberlik ve araştırma merkezi kurulur (s.9).
Okul Rehberlik Hizmetleri
Madde 7- Özel Eğitime muhtaç çocukların tespitine
yardımcı olmak amacıyla resmi ve özel ortaokullar
ile lise ve dengi okullarda okul rehberlik
hizmetleriyle ilgili birimler kurulur.
Aynı şekilde mevzuatın “Rehberlik Hizmetleri
Yönetmeliği” bölümünde (s.46), Rehberlik ve
Araştırma Merkezi Başkanlığının kuruluş gerekçesi
şöyle ifade ediliyor:
“Madde 6- Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Müdürlüğüne
bağlı olarak il merkezlerinde özel eğitim ve okul
rehberlik hizmetlerini düzenlemek, yürütmek, bu
alanda araştırmalar yapmak ve özel eğitime muhtaç
çocuklara hizmet götürmek üzere rehberlik ve
araştırma merkezi başkanlığı kurulur”.
Bu ifadelerde görüldüğü gibi PDR hizmetlerinin özel
eğitim hizmetleri ile birlikte düşünülmesi ve
örgütlenmesi, hem bu hizmetler için yeterli maddi ve
insan kaynağı ayrılmasına engel olmakta, hem de
psikolojik danışma ve rehberliğin yalnızca “özel
eğitime muhtaç” öğrencilere yönelik bir yardım
olarak anlaşılmasına ve sınırlandırılmasına yol
açmaktadır.
Bu durum açıkça Rehberlik ve Psikolojik Danışma
hizmetlerinin varoluşunu ve gelişimini engelleyici
çok önemli bir noktadır.
2) Yanlış yaklaşımın ortaya çıktığı ikinci boyut ise
PDR hizmetlerinin lise mezunlarının üniversite
kapılarında yığılması sorununa çare olabilecek bir
cankurtaran simidi olarak görülmesidir. Bu
nedenledir ki Milli Eğitim Temel Kanununda
“Yöneltme” ilkesine bağlı olarak Rehberliğe
gereksinme duyulacağı vurgulanır (Mevzuat s.6, Madde
6).
Aynı şekilde Milli Eğitim Şuralarının birçoğunda
(özellikle 8. M.E. Şurası ve XII. Milli Eğitim
Şurası örnek) ve Kalkınma Planlarında bu hizmetler
“Yöneltme Komisyonları” kapsamında ele alınıp
formüle edilmeye çalışılmıştır. Yani rehberlik, bir
insan gücü planlaması aracı olarak ele alınmıştır.
Kuşkusuz Rehberlik Hizmetlerinin önemli bir amacı da
gençleri kendilerine uygun eğitim ve meslek
alanlarına yöneltmektir. Ancak PDR hizmetlerini
sadece “Yöneltme” çerçevesinde ele almak, bunu da
özellikle “toplumsal yararcılık/ekonomik kalkınma”
vb. anlayışları ile vurgulamak bu alanın felsefesine
de amacına da ters düşen bir yaklaşımdır.
1950’li yılların başında kavramsal düzeyde,
1970’lerin başında ise uygulamalar düzeyinde Türk
eğitim sisteminde yer alan PDR hizmetleri 1989’lara
gelindiğinde artık önemi ve gereği tüm ilgililerce
kabul edilen ancak “ Hangi amaca yönelik ve nasıl
gerçekleştirileceği” konusunda anlaşmaya varılamayan
ve çözüm bekleyen sorunları ile eğitim gündeminde
yerini korumakta olan bir uygulama alanıdır.
3. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneğinin
Kurulması
Ülkemizde PDR alanının gelişimi, A.B.D.’den gelen
uzmanlarla, o ülkedeki modelleri alarak ve Amerika
kaynaklarına dayalı olmuştur. Ancak Amerika’da bu
hizmetler okul dışında Frank Parsons’ın Boston’da
bir meslek bürosu kurmasıyla, işe yerleşme
hizmetleri ile 1908’de başlamış ve daha sonra, 1913
yılında eğitim sisteminde yer almıştır.
Amerika’da bu hizmetlerin gelişmesinde mesleki
örgütlenmenin önemli bir rolü vardır. Bu alandaki
hizmetler 1910’larda örgütlenmeye başlamış ve
1913’de Ulusal Mesleki Rehberlik Derneği (National
Vocational Guidance Association-NVGA) kurulmuştur.
1950’lerde Amerika’da PDR alanındaki dernekleri
çatısı altında toplayan Amerikan Kişilik Hizmetleri
ve Rehberlik Örgütü (American Personel and Guidance
Ass.-APGA) kurulmuş ve bu alanda çalışacakların
eğitim ve çalışma standartları oluşturulmuştur (Gibson
ve Mitchell; 1990).
Türkiye’de PDR alanında çalışanlar, mesleki bir
derneğe ise 1989 yılında kavuşmuştur. Bu yıla değin
PDR alanında çalışanların bir kısmı 1976’da kurulmuş
olan “Psikologlar Derneği”ne üye olarak mesleki
gelişimlerini sürdürmekte idiyse de giderek PDR
hizmetlerinin farklı bir eğitim ve uygulama alanı
oluşturmasıyla, üstelik psikoloji programlarına göre
PDR lisans programlarının sayısının hızla artmasıyla
iki alan arasında farklılıklar daha çok hissedilir
olmuştur.
Psikolojik Danışma alanında çalışanların sayısındaki
hızlı artışa koşut olarak meslek içinde ve toplumda,
alanın kavramlarının doğru anlaşılması, meslek
etiğinin oluşturulması, PDR hizmetlerinin
kalitesinin korunması, meslektaşların mesleki bir
birlik ve bütünlüğe ulaşmaları, alanda gelişmeleri,
mezunların haklarının korunması gibi konularda
yardımcı olacak bir derneğin kurulmasını bir
zorunluluk haline getirmiştir (Özgüven; 1990). Bu
arada Psikologlar Derneğinin, 1988 yılında üyelik
koşullarını değiştirerek, derneğe sadece
“Üniversitelerin Edebiyat Fakültelerinde bulunan
Psikoloji Bölümlerinden mezun olanların üye
olabileceği” şeklinde bir sınırlama getirmesi de
ayrı bir dernek kurma çabalarını hızlandırmıştır.
3.1. PDR Derneği Kurucuları
Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında çalışanlar
arasında birlik, beraberlik ve mesleki dayanışma
sağlayarak Psikolojik Danışma ve Rehberlik biliminin
ve mesleğinin ülkemizde gelişmesini sağlamak,
Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında
çalışanların, sosyal, bilimsel, mesleki ve kültürel
yönden gelişmelerine yardım etmek, mesleğin
üyelerinin haklarını korumak ve savunmak amaçlarına
yönelik olarak 03.07.1989 tarihinde 06–35–038 kodlu
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (PDR-DER)
adı ile bir dernek kurulmuştur.
Derneğin kurucu üyeleri olarak Prof. Dr. Ethem
Özgüven, Prof. Dr. Yadigar Kılıççı, Doç. Dr. Nilüfer
Voltan-Acar, Doç. Dr. Oya G. Ersever, Dr. Mesut Baş,
Araş. Gör. Fidan Korkut, Araş. Gör. İbrahim Yıldırım
ve Araş. Gör. Tuncar Ergene görev almışlardır.
30.09.1989 tarihinde yapılan I. Olağan Genel
Kurul’da Dernek Yönetim Kurulu üyeliklerine Prof.
Dr. Ethem Özgüven, Prof. Dr. Feriha Baymur, Prof.
Dr. Yadigar Kılıççı, Araş. Gör. İbrahim Yıldırım,
Araş. Gör. Tuncay Ergene; Denetleme Kurulu
üyeliklerine de Doç. Dr. Nilüfer Voltan-Acar, Gürcan
Topçu ve Neşe Doğan seçilmişlerdir.
3.2. Amaçları
PDR Derneği tüzüğüne göre, derneğin amacına ulaşması
için aşağıdaki faaliyetlerde bulunması
kararlaştırılmıştır (Madde 5);
a. Mesleki ve bilimsel toplantılar düzenler.
b. Psikolojik Danışma ve Rehberlik mesleğini saygın
ve halkın doğrudan doğruya yararlanacağı pratik bir
bilim dalı haline getirmek, üyelerine Psikolojik
Danışma ve Rehberlik bilim ve mesleğindeki yeni
gelişmeleri tanıtmak için konferanslar, açık
oturumlar vb. düzenler, yayınlarda bulunur.
c. Üyelerin mesleki sorunlarına çözüm bulmakta
yardımcı olur.
d. Üyelerini Psikolojik Danışma ve Rehberliğin
çeşitli alanlarında araştırmalara teşvik eder, bu
çalışma ve araştırmaların yürütülmesine yardımcı
olur.
e. Psikolojik Danışma ve Rehberliğin meslek olarak
gelişmesi için her türlü mevzuat ve müfredat
programlarının yürütülmesi ve uygulanmasında
mesleki, özel ve resmi kuruluşlarla temaslar yapar.
f. Psikolojik Danışma ve Rehberlik personelinin
eğitilmesi için çalışma koşullarının, bağlı
oldukları yetki ve sorumlulukların saptanması ve
tanıtılması için mesleğin ahlak kurallarına uygun
çalışmasını denetlemek için çalışmalar yapar.
g. Öğrencilerin çağdaş düzeyde yetişmelerini
sağlamak için başarı veya üstün başarı gösteren
öğrenci ve dernek üyelerini ödüllendirir.
h. İlgili Türk ve yabancı bilim, eğitim ve
araştırmacı kişi ve kurumlarla işbirliği yapar.
i. Uygulamalı çalışmaları gerçekleştirmek için alan
çalışmaları yapar, Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Merkezleri açar.
j. Ulusal ve uluslararası kongre, konferans,
seminer, sergi, sempozyum vb. düzenler veya başka
kuruluşlarca düzenlenenlere katılır.
Bu amaçlara yönelik faaliyetler göstermek üzere
kurulan dernek, başlangıcından günümüze dek
aşağıdaki akademisyenlerin başkanlığında
çalışmalarını sürdürmüştür:
1989–1992 yılları Prof. Dr. İ. Ethem ÖZGÜVEN (H.Ü)
1992–1993 yılları Dr. Fidan KORKUT (H.Ü)
1993–1996 yılları Prof. Dr. Füsun AKKOYUN (A.Ü)
1996–2003 yılları Prof. Dr. Nilüfer VOLTAN-ACAR
(H.Ü)
2003–(halen) Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK (A.Ü)
PDR Derneği, 1998 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile
isminin başına “Türk” sözcüğünü ekleyerek ulusal bir
dernek kimliği kazanmıştır.
3.3. Dernek Merkezi ve Şubeleri
Türk PDR-DER 1989 yılında Ankara’da kurulup
faaliyetlere başladıktan ancak 10 yıl sonra bir
mülkiyete (daire) sahip olmuştur. Dernek
çalışmalarının yönetildiği bu merkez, maddi ve
manevi desteklerinden dolayı, yönetim kurulunun
10.03.2000 tarih ve 6 nolu kararı ile “Prof. Dr.
Feriha BAYMUR Evi” adıyla hizmete girmiştir.
Türk PDR-DER’in ilk şubesi 2000 yılında İstanbul’da
açılmıştır. 2006 yılında Eskişehir ve Adana, 2007
yılında İzmir ve Samsun şubelerinin açılmasıyla
günümüzde Ankara’daki genel merkeze bağlı 5 şubesi
ve 1700 üyesi ile faaliyet gösteren mesleki bir
dernek olarak PDR alanının savunuculuğunu
yapmaktadır.Derneğin ayrıca PDR programı olan tüm
üniversitelerde temsilcilikleri bulunmaktadır.
4. Türk PDR-DER’in Faaliyetleri
Türk PDR- DER kurulduğu 1989 yılından günümüze dek
geçen 17 yıl boyunca, tüzüğünde yer alan amaçlar
doğrultusunda PDR alanının bir bilim dalı ve
uygulama alanı olarak gelişmesi, alanda çalışanların
eğitim ve çalışma standartlarının yükseltilmesi,
Türkiye’de PDR’nin profesyonel bir meslek olarak
kabul edilmesi konusunda çeşitli faaliyetler
sürdürmüştür. Bu bölümde bu çalışmalar aşağıdaki
başlıklar çerçevesinde yer alacaktır:
4.1. Ulusal Kongre ve Toplantılar
4.2. Yayınlar
4.3. Etik İlkeler Oluşturma
4.4. Meslek Odası Çalışmaları
4.5. Unvan Sorunu İle İlgili Çalışmalar
4.6. PDR Alanında Çalışanların Özlük Hakları ve
Çalışma Koşullarının İyileştirilmesine Yönelik
Çalışmalar
4.7. İstihdam Alanlarını Koruma ve Geliştirmeye
Yönelik Çalışmalar
4.8.Çalışanların Niteliğini Yükseltme
4.9.Lisans Programlarının Adı ve Anabilim Dalı İsim
Değişikliği İle İlgili Çalışmalar
4.10.Lisans Programlarına Girişte Kullanılan Puan
Türünün Değiştirilmesi
4.11.Kamuoyunu Aydınlatma ve Danışmanlık Hizmetleri
4.12 Ulusal ve Uluslar arası Mesleki Örgütler ve
Kurumlarla İlişkiler
4.1. Ulusal Kongre ve Toplantılar
Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında yapılan
araştırmaların paylaşılması, alana ilişkin
sorunların tartışılması, kuramsal ve ampirik bilgi
birikiminin oluşması açısından ulusal düzeydeki
kongrelerin ve toplantıların alanın gelişmesinde
önemli bir işlevi bulunmaktadır.
4.1.1. Ulusal PDR Kongreleri
Derneğin organizesi ile ilk Ulusal PDR kongresi 9–11
Eylül 1991 tarihlerinde Ankara’da Hacettepe
Üniversitesinin ev sahipliği ile
gerçekleştirilmiştir. Kongre programında 11 oturum
halinde, 37 bildiri sunumu ve alandaki sorunların
tartışıldığı 3 ayrı panel yer almıştır.
Sonuç bildirgesinde, kongrelerin 2 yılda bir
yapılması, her kongrenin dernek organizesi ile bir
üniversitenin PDR bölüm/anabilim dalı tarafından
üstlenilmesi; 1981 yılında başlayarak yine 2 yılda
bir yapılan Psikoloji Kongreleri ile çakışmaması
için tek sayılı yıllarda yapılması ve her kongrenin
bir ana tema içermesine karar verilmiştir.
II. Ulusal PDR Kongresi 27–29 Eylül 1993
tarihlerinde yine Ankara’da ve yine Hacettepe
Üniversitesinin ev sahipliği ile gerçekleştirilmiş
ve kongrede ana konu olarak “Psikolojik Danışman
Kimliği” ele alınmıştır. Toplam 43 bildirinin yer
aldığı kongre 9 oturumda gerçekleşmiş ve “PDR’ de
Sorunlar ve Çözümler” konulu bir panel yapılmıştır.
Kongrede sunulan bildirilerin bir kısmı kongre
kitabı olarak Türk PDR-DER tarafından yayınlanmıştır
(Kongre Kitabı 1994).
III. Ulusal PDR Kongresi 15–16 Nisan 1986’da
Adana’da Çukurova Üniversitesinde gerçekleştirilmiş,
sunulan bildiriler kongre kitabı olarak
yayınlanmıştır (Kongre Kitabı 1996).
IV. Ulusal PDR Kongresi, Ankara’da Ankara
Üniversitesi’nin ev sahipliği ile 1–3 Eylül 1997
tarihlerinde,
V. Kongre yine Ankara’da, 15–17 Eylül 1999
tarihlerinde Gazi Üniversitesinde
gerçekleştirilmiştir.
5–7 Eylül 2001 tarihinde ODTÜ’nün ev sahipliğiyle
gerçekleştirilen VI. Kongre, “Değişen Yüzyıl,
Değişen Türkiye ve PDR” başlığı ile toplanmış ve 97
bildiri yer almıştır (Bildiri Özetleri Kitabı,
2001).
VII. Ulusal PDR Kongresi 9–11 Temmuz 2003
tarihlerinde Malatya’da İnönü Üniversitesinde “PDR’
de Çağdaş Yönelimler” ana temasıyla toplanmıştır. Bu
kongreye ilk kez yabancı bir uzman (A.B.D. North
Carolina Üniversitesinden Doç. Dr. Craig Cashwell)
açış konferansı için davet edilmiş, Kongrede 121
bildiri sunulmuş, 4 konferans, 2 panel, 2 çalışma
grubu gerçekleştirilmiş ve yaklaşık 400 civarında
katılımcı yer almıştır (Bildiri Özetleri Kitabı,
2003).
VIII. Ulusal PDR Kongresi “Bilim Çağında Psikolojik
Danışma ve Rehberlik” ana temasıyla İstanbul’da
21–23 Eylül 2005 tarihlerinde Marmara Üniversitesi
ev sahipliğinde gerçekleştirilmiştir. Bu kez
A.B.D.’den 3 profesör “çağrılı konuşmacı” olarak yer
almış, Türkiye genelindeki üniversite ve uygulayıcı
kurumlardan 490 kişinin katıldığı kongrede 110
bildiri sunulmuş, 1 panel ve 7 atölye çalışması
gerçekleştirilmiştir (Bildiri Özetleri Kitabı,
2005).
17–19 Ekim 2007 tarihinde İzmir’de Dokuz Eylül
Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan
IX. Ulusal PDR Kongresi ile ilgili hazırlıklar
sürmektedir.
Kuşkusuz bu kongrelerin, PDR alanının gelişmesine
bilimsel düzeydeki katkıları kadar, alandaki
sorunlara çözüm arama, uygulamaya dönük yeni
çalışmaları paylaşma, birlik ve beraberlik
duygularını pekiştirip güçlenme ve mesleki kimliği
kamuoyuna tanıtma açısından çok önemli işlevleri
bulunmaktadır.
4.1.2. Ulusal PDR Öğrencileri Kongreleri
Son yıllarda gençlerin girişimleri sonucu, Türk
PDR-DER ile işbirliği içinde öğrenci kongrelerinin
de düzenlenmesi, meslek adaylarının meslek alanına
sahip çıkması adına son derece sevindirici ve umut
verici bir etkinliktir.
İlki 6–7 Temmuz 2004 tarihinde Boğaziçi
Üniversitesinde 150 öğrenci ve 5–6 akademisyenin
katılımı ile gerçekleşen kongrede PDR öğrencileri
“Bir Geleneği Başlatmak” üzere yola çıktıklarını
ilan etmişler ve amaçlarına ulaşmışlardır.
Bu yolculuk 2005’de (12–14 Temmuz) Konya’da Selçuk
Üniversitesinde sürmüş ve 2006’da Ankara
Üniversitesinde (12–14 Temmuz) “Öğrenci Gözüyle PDR
ve Değişen Yüzü” başlığıyla toplandıklarında
sayıları 615’e ulaşmıştır. Bir yıl sonra (12–14
Temmuz 2007) Malatya’da İnönü Üniversitesinde “PDR’
yi Gençlikten Dinle” mek üzere toplanan gençler bir
sonraki öğrenci kongresi için Adana’da Çukurova
Üniversitesinde bir araya gelmeyi
kararlaştırmışlardır.
Bu toplantılarda PDR öğrencileri kendi yaptıkları
araştırmaları sunarak, akademisyenler tarafından
yürütülen atölye çalışmalarına katılarak, gündemi
oluşturan sorunları tartışarak kendilerini
geliştirirken, mesleki kimliklerini oluşturma
açısından önemli kazanımlar edinme fırsatı elde
etmektedir. Bu nedenle Türk PDR-DER bu
organizasyonları başlangıcından beri desteklemekte
ve işbirliği yapmakta, kongrelere sunulan bildiri
metni ve özetler dernek yayını olarak
yayınlanmaktadır(Bildiri Özetleri Kitabı 2006;2007)
Ayrıca kongrelerle ilgili yazılar basında yer
almakta, böylece kamuoyu oluşturulması
hedeflenmektedir (28 Temmuz 2004, Birgün Gazetesi;
24 Temmuz 2005, Radikal İki; 30 Temmuz 2006, Radikal
İki).
4.1.3. Ulusal PDR Uygulamaları Kongresi
“Ülkemizdeki Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık
Programlarında öğretim elemanı olarak çalışan
akademisyenlerin, bu programlarda öğrenim görmekte
olan öğrencilerin, “Psikolojik Danışman” olarak
alanda çalışan meslek elemanlarının PDR eğitiminde
eksikliklerini hissettikleri vaka çalışmaları ve
deneysel çalışmalar konusundaki veri tabanlarını
genişletmek, alandaki uygulamaları paylaşmak ve yeni
uygulamaları onlara tanıtmak” amacı ile başlatılan
PDR uygulamaları kongresi 21–23 Eylül 2006’da Mersin
Üniversitesinde, Türk PDR-DER’in organizesi ve
desteğiyle gerçekleştirilmiştir (Türk PDR-DER
Bülteni, 2006). Sonuç bildirgesinde, uygulama
kongrelerinin, Ulusal PDR Kongreleri ile sırayla, 2
yılda bir toplanmasında, dernekle işbirliği
yapılmasına karar verilmiştir (Bildiri Özetleri
Kitabı, 2006).
4.1.4. PDR Anabilim Dalı Başkanları Toplantıları
Alandaki bazı sorunlara ilişkin fikir alışverişinde
bulunmak ve ortak bir tavır almak amacıyla dernek,
gereksinim duyuldukça Anabilim Dalı Başkanları veya
alan profesörleri ile toplantılar organize etmişse
de 2000 yılından itibaren bunu daha formal ve
sistemli hale getirmiştir.
Nisan 2000’de Çukurova Üniversitesinde
gerçekleştirilen PDR Anabilim Dalı Başkanları
Toplantısı I’ den sonra 2003 yılında Selçuk
Üniversitesinde düzenlenen II. Toplantıda Türkiye’de
PDR eğitimi veren üniversitelerden 16’sının anabilim
dalı başkanları bir araya gelmiştir. Bu toplantıda
PDR lisans programlarındaki farklılıklar ve lisans
programlarının yeniden düzenlenmesi gereği ve bu
konudaki ön çalışmalar Prof. Dr. Süleyman Doğan
tarafından hazırlanan taslak rapor (Doğan; 2003)
çerçevesinde gruba sunulmuş ve tartışılmıştır.
Toplantıda çağdaş “psikolojik danışman”
yeterliklerine dayalı olarak önerilen yeni PDR
Lisans Programının misyonu, amacı, dayandığı temel
sayıtlıları, temel öğeleri, yeterlik alanları,
dersleri ve uygulama esasları incelenmiştir.
Böylece, Türk PDR-DER’ in organizesi ile, Türkiye’de
PDR eğitiminin standartlarını belirleme, PDR
programları arasında paralellik oluşturarak niteliği
yükseltme ve akreditasyon sürecinin alt yapısını
oluşturma çalışmalarına başlanmış olması önemli ve
tarihi bir gelişim olarak değerlendirilebilir.
PDR Anabilim Dalı Başkanları Toplantısı II’ nin
sonunda, Türkiye’deki PDR programları üzerinde yeni
bir düzenlemeye gidilmesi, PDR Anabilim Dallarının
bölüm haline dönüştürülmesi için girişimlerde
bulunulması, Milli Eğitim Bakanlığının “alandışı”
atananlara yönelik düzenlediği seminer/kurslarda
akademisyenlerin görev almayarak tepkilerinin
gösterilmesi, tezsiz yüksek lisans programlarına PDR
dışından devam etmek isteyenlerin önce bilimsel
hazırlık programından geçmesi koşulunun getirilmesi
ilke kararları oybirliği ile kabul edilmiştir (Türk
PDR-DER Bülteni, 2003, sayı 7).
PDR Anabilim Dalı Başkanları Toplantısı III, 29–30
Nisan 2004 tarihleri arasında Denizli’de Pamukkale
Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dekanlığı himayesinde
gerçekleştirilmiş ve toplantıya PDR lisans ve
lisansüstü programları yürüten üniversiteleri ve
Türk PDR Derneğini temsilen 28 delege katılmıştır.
Toplantıda, daha önce uzlaşılan PDR lisans
programlarının ders içerikleri, alandan ve
alandışından gelenler için tezsiz yüksek lisans
programlarının koşulları ve kapsamı (Doğan; 2004)
görüşülmüş ve alandaki güncel sorunlar
tartışılmıştır. PDR hizmetlerinin yürütülmesi
konusunda Türk PDR-DER Danışma Kurulunca hazırlanan
rapordaki (Türk PDR DER Bülteni, 2004, sayı:8)
görüşlerin desteklenmesi, alanın ismi konusunda
“Psikolojik Danışma ve Rehberlik” ifadesinin
benimsenmesi, Milli Eğitim Bakanlığının alandışı
atamalarına yönelik aktif tepkilerin sürmesi
konularında oybirliği ile uzlaşılmıştır.
PDR Anabilim Dalları Toplantısı IV ise, 10–12 Kasım
2005 tarihinde, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih
Eğitim Fakültesinin ev sahipliğinde
gerçekleştirilmiş ve toplantıya 20 üniversiteden
Anabilim Dalı başkanı ve/veya temsilcisi düzeyinde
25 delege katılmıştır.
Toplantıda, bir önceki yıl alınan kararların
uygulamaya ne ölçüde yansıtılabildiği
değerlendirilmiş; 8 üniversitede yeni PDR lisans
programına geçildiği belirlenmiştir. Yüksek lisans
programları, ders tanımları ve koşullarının (Doğan
ve ark.; 2005) ele alındığı toplantıda, ayrıca
“Psikolojik Danışmanlar Odası ve Birliği” kurulması
hakkındaki yasa tasarısı ve alanın gündemindeki
sorunlar ve çözüm stratejileri tartışılmış ve alınan
kararlar “Sonuç Bildirgesi” ile yayınlanmıştır (Türk
PDR-DER Bülteni, 2005, s. 11).
PDR Anabilim Dalları Toplantısı V, 10–11 Temmuz 2006
tarihlerinde İnönü Üniversitesinde (Malatya)
gerçekleştirilmiştir. Toplantıya 35 delege ve
yükseköğretim programlarından sorumlu YÖK Başkan
Vekili katılmış, “Psikolojik Danışma Alanının
Geleceği ve Yeni Açılımlar” konulu panelde, PDR
alanının Amerika ve Türkiye’deki gelişim süreci,
bugünkü durumu ve geleceğe yönelik açılımları
tartışılmıştır. Üç yıllık bir çalışma sonucunda
oluşturulan ve tüm PDR anabilim dalları tarafından
oybirliği ile kabul edilmiş bulunan PDR lisans
programı, YÖK tarafından hazırlanan “Eğitim
Fakültelerinde Uygulanacak Yeni Programlara İlişkin
Esaslar” (www.yok.gov.tr) ışığında tartışılarak,
PDR’nin bir öğretmenlik programı olmadığı
gerekçesiyle, eski haliyle YÖK’e sunulmasına karar
verilmiştir. Toplantıda ayrıca PDR lisans
programlarındaki uygulamalı derslerin içerikleri ve
uygulama standartları ile yüksek lisans programları
incelenmiş ve gündemdeki sorunlar ele alınmıştır
(Türk PDR-DER Bülteni, 2006, sayı: 13).
PDR Anabilim Dalları Toplantısı VI ise, 23–24 Mart
2007’de Gazi Üniversitesinde gerçekleştirilmiştir.
Olağanüstü toplanan bu toplantının ana gündemini
Yüksek Öğretim Kurulu tarafından hazırlatılan yeni
“Rehberlik ve Psikolojik Danışma Lisans Programı”nın
değerlendirilmesi oluşturmuştur.
35 delegenin katıldığı toplantı sonrasında YÖK’ün
yeni RPD lisans programını hazırlama yönteminin ve
programın öğretmenlik şablonuna oturtulmasının
yanlışlığı ve yol açacağı sakıncaları dile getiren
bir rapor hazırlanarak daha önce PDR Anabilim Dalı
toplantılarında kabul edilen ortak programın
tanınması görüşü benimsenmiş ve YÖK’e iletilmiştir
(Türk PDR Bülteni, sayı: 14,s.16-23).
Türk PDR-DER bu konuda YÖK başkanına,başkan vekiline
ve 19 üyesine üst yazı ile,ortak hazırlanan lisans
programının benimsenmesine ilişkin alan
akademisyenlerinin taleplerini ve hazırlanan raporu
göndermiş,yazılı başvuruları
aralıklarlayinelemiş,tüm ABD Başkanlıkları
tarafından bu konudaki görüşlerin YÖK’e iletilmesi
için koordine ve izleme çalışmalarını sürdürmüş
ancak henüz olumlu bir sonuç alınamamıştır. YÖK, PDR
Lisans Programlarının yenilenmesi konusunda
,üniversite özerkliğine,bilimsel tutuma ve meslek
etiğine aykırı tavrını halen sürdürmektedir.
4.2. Yayınlar
Derneğin amaçlarına ulaşma yolunda yaptığı
faaliyetler içinde kuşkusuz yayınların çok önemli
bir işlevi vardır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik
alanının, ülkemizde evrensel standartlar
çerçevesinde gelişmesi, bilimsel düşünce ve bilgi
birikimine ulaşabilmesi; bu alanda yapılan araştırma
ve yayınların meslek elemanlarına ulaşmasına
bağlıdır. Türk PDR-DER kurulduğu günden itibaren bir
mesleki örgüt olarak bu konuda sorumluluğunu yerine
getirmeye çalışmıştır. Aşağıda derneğin süreli ve
diğer yayınları tanıtılmıştır.
4.2.1. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği kurulduktan
kısa bir süre sonra yayın organı olarak yılda bir
sayı olmak üzere PDR Dergisi çıkarmaya başlamıştır.
1990 yılında yayınlanan 1. sayıda bu alana uzun
yıllar hizmet vermiş meslek elemanlarının alanın
sorunlarına ilişkin değerlendirme yazıları yer
almıştır (PDR Dergisi, 1990, sayı 1). Özellikle
Özgüven, Baymur, Tan, Kuzgun gibi bu alanın kıdemli
akademisyenlerinin yazıları dikkat çekicidir.
1990–97 yılları arası yılda bir sayı olarak
yayınlanan PDR Dergisi, 1998 yılından itibaren
derneğin ismine paralel olarak Türk PDR Dergisi
adıyla yılda 2 sayı çıkmaktadır. En son 27. sayısı
(2007) yayınlanan Türk PDR Dergisi, ülkemizde PDR
alanında yapılan bilimsel çalışmaları yayınlayarak;
özellikle akademisyenlere bilgi birikimini izleme ve
irdeleme fırsatı sağlarken, bu alanda yapılan
araştırmaların sonuçlarını sunarak, politika
belirleyicilere ve uygulayıcılara yol gösterici olma
işlevini yerine getirmektedir.
Derginin Danışma Kurulunda Türkiye’deki alan
akademisyenlerinin yanı sıra Avustralya, A.B.D ve
İsrail’den alan uzmanları bulunmaktadır.
Türk PDR-DER, Tübitak/Ulakbim Sosyal Bilimler Veri
Tabanı (SBVT)’na kabul edilmiş ve ulusal indekslerde
taranmaktadır.Uluslararsı indekslerden EBSCO
Information Services veri tabanlarında taranması
için protokol yapılmıştır. Ayrıca TÜBA tarafından
desteklenen akademik dergiler içinde yer almaktadır.
Kültür Bakanlığı tarafından satın alınarak ülke
çapındaki çeşitli Halk Kütüphanelerine dağıtımı
yapılmaktadır.
Başlangıcından bugüne dek, Psikolojik Danışma ve
Rehberlik alanında Türkiye’de bilimsel ve hakemli
tek dergi olma özelliğini sürdüren Türk PDR Dergisi
20. sayısında, o güne kadar çıkan sayılara ilişkin
bir DİZİN yayınlamıştır (Türk PDR Dergisi, 2003,
sayı: 20). Türk PDR-DER’in bu sürekli yayını,
Türkiye’de PDR alanında bilimsel düşünce ve bilgi
birikiminin gelişimini tarihsel süreci içinde ele
alıp izleyebilme olanağı sunmaktadır.
İlk sayıda, kitap boyutunda 62 sayfa olarak çıkan
PDR Dergisi, son sayıda dergi boyutunda 174 sayfa
olarak yayınlanmıştır (Türk PDR Dergisi, 2007, sayı:
27).
4.2.2. Türk PDR-DER Bülteni
Akademik bir yayın organı olarak daha çok
üniversitelerde bilimsel araştırmaları izleme
olanağı sağlayan Türk PDR Dergisinden farklı olarak
alan ile ilgili haber ve çalışmaların paylaşıldığı,
alanda çalışan psikolojik danışmanlara yönelik bir
Bülten çıkarma girişimi 1997 yılında başlamış,
önceleri yılda 1 ve birkaç sayfalık olan bülten,
2003 yılından itibaren yılda 2 sayı ve ortalama 90
sayfalık kapsamlı bir dergi niteliğine dönüşmüştür.
Üyelere ücretsiz gönderilen Bülten 14. sayıya
ulaşmıştır. Kapsamında 6 ay süresince Türk
PDR-DER’in faaliyetleri, yapılan çalışmalara ilişkin
değerlendirme ve duyuru yazıları, alanda
çalışanların yararlanabileceği uygulama örnekleri,
RAM’ların tanıtımı, yeni çıkan yayınlar, alan
uzmanları ile röportajlar, kongre duyuruları vb. yer
almaktadır (Türk PDR-DER Bülteni, sayı: 13).
4.2.3. Diğer Yayınlar
Türk PDR-DER kuruluşundan itibaren alana yönelik
çeviri, derleme, özgün kitaplar, kongre bildiri ya
da özet kitapları, tez bibliyografyası, uygulama
serisi gibi yayınlar yapmayı sürdürmektedir. Bu
kitapların alanda çalışanlar için bir başvuru
kaynağı olma özellikleri kadar, derneğe gelir
sağlama açısından katkısı da önemlidir. çünkü
kitapları yazan dernek üyesi akademisyenler, telif
haklarını tamamen derneğe bağışlamaktadırlar.
Sayıları 20’yi bulan bu yayınlar Türk PDR-DER
kitaplığında hizmete sunulmakta ve dağıtımı
yapılmaktadır. Alanın gelişiminde Türkçe kaynakların
artması ve meslek üyelerine ulaşılması konusunda
yayın çabalarının sürmesi son derece önemlidir.
4.3. Etik İlkeler Oluşturma
Türkiye’de meslekleşme süreci çeşitli sorunlarla
devam etmekte olan PDR alanının gelişmesinde o
alanda çalışanlar için uygulanabilir bir etik
kuralların olması son derece önemlidir. Bilindiği
gibi, herhangi bir alanın profesyonel bir meslek
olup olmadığı tartışılırken önerilen farklı ölçütler
listelerinin hepsinde kabul edilen ortak noktalardan
biri “mesleğin ahlak (etik) standartlarının
belirlenmiş olması”dır (Lieberman, 1956; Tiedman ve
Field; 1962, Isalesen, 1967; Akt. Kepçeoğlu,
1994;VanZandt,1990).
Bu gerekliliğe dayanarak derneğin kurulmasının hemen
ardından ilk yapılan çalışmalardan birinin, Türkiye
koşullarına uygun olarak mesleğin etik
standartlarının belirlenmesi amacıyla bir komisyon
kurulması olmuştur (Yıldırım ve Bilge; 1990).
Komisyon tarafından hazırlanan “Etik Kurallar
Kitapçığı” alanda çalışanlara, akademisyenlere ve
öğrencilere dağıtılarak, meslek etiği konusunda
duyarlılık geliştirilmeye çalışılmıştır. 1995-2005
yılları arasında 5 kez basılan bu kitapçığın,
alandaki gelişmelere ve koşullara bağlı olarak
güncelleştirilmesi için 2005 yılında yeni bir Etik
Kurul oluşturulmuş ve bu kurulca, süreç içinde etik
ilkelerin incelenerek değişen koşullara göre gözden
geçirilip geliştirilmesi sağlanmış ve “Etik Kurallar
2006” kitapçığı yayınlanmıştır.
Aynı zamanda bu kitapçık PDR lisans programlarında
yer alan “ PDR’ de Etik ve Yasal Konular” dersi için
de bir kaynak olarak kullanılmaktadır.
29.Ocak.2007’de Etik Kurallar Kitapçığı bütün
illerdeki Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine ( 173
RAM ) bir üst yazı ile gönderilerek, uygulamalarda
etik ihlallere yer verilmemesi konusunda duyarlı
davranılmasına dikkat çekilmiştir.
Ayrıca Etik Kurul, derneğe yapılan meslek üyelerine
yönelik şikâyetleri de inceleyip etik değerlendirme
sürecini yürütmektedir. Böyle bir kuruluşun
varlığının, etik ilkelerin meslek üyeleri arasında
benimsenmesi yönünde bir denetim mekanizmasını
işleterek katkıda bulunması düşünülmüştür. Ancak
derneğin, etik ihlaller karşısında üyeleri uyarma ve
“üyelikten çıkarma”nın dışında yaptırımının olmadığı
dikkate alınırsa bu ilkelerin “öneri niteliğinde”
üyelere yardımcı ve yol gösterici işlevi ağır
basmaktadır.
4.4. Meslek Odası Çalışmaları
Bir mesleğin profesyonel olarak kabul edilebilmesi
için 3 temel koşul bulunmaktadır (Akkoyun; 1995):
a. Mesleğin yasal olarak tanınması,
b. Yetiştirme standartlarının olması,
c. Uygulanabilir etik kurallarının ve
yaptırımlarının olması.
Bu kriterler açısından irdelendiğinde ülkemizde PDR
alanının “profesyonel bir meslek” olduğunu
söyleyebilmek olası değildir. Türk PDR-DER’ in tüm
çalışmaları da bu kriterler açısından istenilen
düzenlemelerin gerçekleşmesini sağlama amacına
yöneliktir.
Psikolojik danışma alanının toplumumuzda profesyonel
bir meslek olarak yerleşmesi ve serbest olarak icra
edilir olabilmesi ancak yasal düzenlemeler ve meslek
yasası ile mümkün olabilecektir. Meslek elemanı
yetiştirme ve mesleki uygulamaların standartlarını
ortaya koyan, mesleğe giriş ve çıkışları belirleyen,
meslek örgütünün işleyiş esaslarını saptayan yasal
düzenlemelere gereksinim vardır (Ergene; 2003).
Bu düşünce ile dernekte 2003 yılında “Meslek Birliği
ve Meslek Yasası Hazırlama Komisyonu” kurulmuş,
komisyon bu konuda hazırladığı taslağı 2004 yılında
üyelerin görüşlerine sunmuş, 2006 yılına dek “Meslek
Odası Yasa Taslağı”, ilgili kurullarda görüşülüp,
tartışılmış, hukukçulardan ve sendikalardan görüş
istenmiş ve son şekli verilmeye çalışılmıştır.
Ağustos 2006 tarihinde, dönemin iktidar partisinden
bir milletvekiline sunularak, TBMM’ ne taşınması
için ön çalışmalar yapılmış ve 8 Şubat 2007’de
Dernek Başkanı ve ilgili komisyon üyeleri TBMM’de
Başbakan vekilini ziyaret ederek destek istemiş ve
böylece “Psikolojik Danışmanlar Meslek Yasası
Teklifi” Meclis inceleme sürecine girmiştir.
Komisyon, çalışmaları izleyip değerlendirmektedir.
Kuşkusuz “Meslek Yasası”nın kabul edilmesiyle alanda
tartışılan pek çok soruna (eğitim standartları,
unvan sorunu, özlük hakları, çalışma standartları
vb.) çözüm bulma konusunda önemli aşamalar
kaydedilebilecektir. Aksi takdirde, PDR alanının
yasalarla belirlenmiş genel bir tanımı olmadığı
sürece, bu mesleğin, bağımsız meslek icrası için
yeterliliği onaylanmamış kişilerce kötüye kullanımı
söz konusudur. Türkiye’nin batıya açılım sürecinde
olduğu şu günlerde, PDR alanında çağdaş
standartların uygulanması gerekliliğine bağlı
olarak, bu alanda verilen hizmetlerin koşul ve
esaslarının belirlendiği bir “Meslek Yasası”na
acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Profesyonel bir meslek
olarak kabul edilebilmek, bu yolda her bir meslek
üyesinin sorumluluğu ve çabalarının birleştirilmesi
ile hız kazanabilecektir.
4.5. Unvan Sorunu İle İlgili Çalışmalar
Bir çalışma alanının “meslek” sayılabilmesi için,
öncelikle, kendine özgü mesleki faaliyetleri olması
ve bu faaliyetleri yürütecek kişilerin, gerekli
bilgi ve becerileri kazanabilecekleri özgül bir
eğitimden geçmeleri gerekir. Bu eğitim sonucu
kazanılan “diploma” ile kişi çalışma hayatına atılır
ve belli bir meslek unvanını da belirten bir
pozisyona yerleşerek mesleki faaliyetlerini icra
eder (Kuzgun; 1990).
PDR hizmetlerini yürütecek personelin unvan sorunu
aslında bu hizmetlerin ülkemizde başlamasından bu
yana hep süregelmiştir. Geçmişe dönüp resmi
belgelerde geçen unvanların neler olduğuna
bakıldığında, bunların belki de başka hiçbir
meslekte görülmeyecek kadar çok çeşitli oldukları
görülür (Pişkin; 2006).
Doğan (1991) ve Kuzgun 1990) bu unvanları şöyle
sıralamaktadır: Eğitim Uzmanı, eğitim uzman
yardımcısı, psikolog, pedagog, rehberlik uzmanı,
rehber, danışman rehber, grup rehberi, rehberlik
müşaviri, mesleğe yöneltme ve rehberlik uzmanı,
danışman, okul danışmanı, danışma psikologu, okul
psikologu, rehber öğretmen, psikolojik danışman,okul
psikolojik danışmanı vb.
Yükseköğretim Kurulu, mezunlara verilecek unvanları
belirleme yoluyla istihdamda ortaya çıkan kavram
karışıklığına bir ölçüde açıklık getirmek istemiş,
bu amaçla Kurul 15.09.1988 tarih ve 46 sayılı
oturumunda Eğitim Bilimleri Fakültesi’nin (A.Ü)
Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü ve Eğitim
Fakültelerinin eğitim bilimleri bölümleri
mezunlarına “psikolog” unvanı verilmesinin uygun
olacağına karar vermiştir (Kuzgun; 1990).
Ülkemizde PDR alanında çalışanların unvan sorunu,
meslek elemanları arasında kimlik kargaşasına yol
açmaktadır. Bu nedenle dernek bu konu ile ilgili
birçok girişimde bulunmuş ve alanın niteliğine uygun
bir mesleki unvanın kabul edilmesi için çabalarını
sürdürmüştür.
Dernek olarak bu konuda ilk çalışmalar ile ilgili şu
açıklamalar yapılmıştır (Yıldırım ve Bilge; 1990):
“PDR-DER, meslektaşlarımızın unvanına açıklık ve
yasal bir kimlik kazandırmak amacıyla YÖK ve
Üniversitelerarası Kurul nezdinde girişimlerde
bulunmuştur. YÖK ve Üniversitelerarası Kurul’a
yazılan yazılarda, mesleğimizin nitelikleri,
Psikolojik Hizmetler içinde uygulanan Psikolojik
Danışma ve Rehberlik Programı ve Psikoloji biliminin
alt uzmanlık dalları anlatılarak; klinik psikologu,
endüstriyel psikologu, gelişim psikologu, danışma
psikologu, vb. unvanlardan, PDR mezunları için en
uygun unvanın “Danışma Psikologu” unvanı olduğu
belirtilmiştir. Daha önce PDR programından mezun
olanlarla ilgili olarak YÖK düzeyinde alınan kararın
uygun olmadığı kanısında olduğumuz ve bu kararın
değiştirilmesi ve “Danışma Psikologu” unvanının
yetkililerce bir karara bağlanması amacına yönelik
çalışmalar devam etmektedir”.
Ancak A.B.D. başlangıçta kullanılan “Guidance
Worker”, “Guidance Counselor” gibi unvanlardan
sonra, 1951’de Amerikan Psikoloji Derneğinin bir alt
bölümü olarak yer alan ‘Counseling Psychology’
alanında çalışanlara verilmesini benimsediği
“Counseling Psychologyst” (Danışma Psikologu)
unvanı, alandaki bazı akademisyenlerce uygun görülüp
ülkemiz için önerilse de (Kuzgun; 1990) tartışma
konusu olmuştur.
2 Nisan 1993 tarihinde, dernek tarafından PDR
Anabilim Dalı Başkanları/temsilcileri ile PDR’ deki
unvan sorununun tartışılması ,için bir toplantı
gerçekleştirilmiş ve toplantı soncunda PDR lisans
mezunlarının “Psikolojik Danışman” unvanı
almalarının uygun olacağı görüşü benimsenmiştir (PDR
Dergisi, 1993; sayı: 4).
Dernek, bu unvanın benimsenmesi konusunda PDR
Anabilim Dallarından görüş almış ve mutabakatla
YÖK’e bu konuda başvurular yapmıştır. Ancak YÖK,
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1983’de Rehberlik
Hizmetleri Yönetmeliğinde kullanılan “Rehber
Öğretmen” unvanını 1989 yılında benimsemiş, dahası
bazı üniversitelerde bu unvan PDR mezunlarının
diplomalarına yazılmaya başlamıştır (Şen;2006).
PDR Derneği, 5 Kasım 1996’da Ankara’da olan
akademisyenler ile toplanarak, lisans diplomalarına
yazılan “Rehber Öğretmen” unvanının kaldırılması ve
YÖK’ün 1989 yılında aldığı “PDR bölümlerinden mezun
olanlara ‘Rehber Öğretmen unvanı verilmesine’
ilişkin kararının değiştirilmesine yönelik
çalışmaların yapılması kararları alınmıştır. Bu
kararlar Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Fakültesi
Kurulunda, lisans diplomalarında yer alan “Rehber
Öğretmen unvanıyla mezun olmuştur” ibaresinin
çıkarılmasıyla ilk meyvesini vermiştir (PDR Dergisi;
1996, sayı 7, s. 48).
Bu çalışmalar, PDR Derneği tarafından 1997 yılında
YÖK’e yeniden yazı yazılmasını, alan
akademisyenlerin görüşlerine ve alanın niteliğine
uygun olarak yapılan işi en doğru tanımlayan unvanın
“Psikolojik Danışman” olması gerektiğini savunulan
bir rapor gönderilmesi ile sürmüştür.
Tüm bu girişimlerin sonucunda YÖK’ten arzulanan
sonuç alınmamış olsa da, 2001 yılında yayınlanan MEB
Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri
Yönetmeliğinde “Psikolojik Danışman” unvanı “Rehber
Öğretmen” unvanının yanına parantez içinde de olsa
ilk kez girmiştir. Bu gelişmede derneğin çabaları
önemli olmuştur.
Unvan sorunu ile ilgili olarak Dernek tarafından
Personel Dairesi ile de birkaç kez görüşmeler
yapılmış (2002 ve 2004 yıllarında) Devlet Personel
Yasasında “Psikolojik Danışman” kadrolarının tahsis
edilmesi için yazılı başvurularda bulunulmuş ancak
henüz olumlu bir sonuç alınamamıştır.Bu konuda
etkili stratejilerin uygulanması ve sorunu izleme
çalışmalarının sürmesi gereklidir (Şen 2006). Bu
amaca yönelik olarak IV. PDR Anabilim Dalları
Toplantısında bir komisyon oluşturulmuştur (Türk PDR
Bülteni 2005,sayı.11 ).
Bugün için eğitimde istihdam edilenler için “Rehber
Öğretmen” unvanının, tahsis edilen kadronun adı
olduğu, “Psikolojik Danışman” unvanının ise mesleki
kimlik unvanı olduğu, alanda çalışanlarca
benimsenmektedir. Ancak, toplumun psikolojik danışma
ve rehberlik hizmetlerine duyduğu gereksinime dayalı
olarak, PDR mezunları sadece Milli Eğitim Bakanlığı
tarafından değil, Sağlık, Adalet, Çalışma
Bakanlıkları, Üniversiteler, Mediko Sosyal
Merkezleri, diğer kamu ve özel kuruluşlar ile
endüstri alanında istihdam edilmektedir.Bu nedenle
PDR programlarından mezunlara “Rehber Öğretmen”
unvanının verilmesi, bu mesleğin hizmet ve iş
alanlarını “eğitim” alanı ile sınırlamakta, mesleğin
gelişimini engelleyici bir rol oynamaktadır
(Özgüven; 1990).
4.6. PDR Alanında Çalışanların Özlük Hakları ve
Çalışma Koşullarının
İyileştirilmesine Yönelik Çalışmalar
Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında
çalışanların “unvan sorunu” “İstihdam alanlarını
koruma ve geliştirme” konusunda olduğu gibi, Türk
PDR DER, meslek elemanlarının özlük haklarını
savunan bir mesleki örgüt olarak faaliyet
göstermektedir.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul ve kurumlarda
çalışan psikolojik Danışmanların rolleri,
kendilerinden beklenen görev ve sorumluluklar ilgili
yönetmeliklerle tanımlanmıştır. Ancak MEB tarafından
yayınlanmış birçok mevzuatta farklı görev ve roller
yüklenmiş ve bu görevlerin kendi içinde ya da meslek
ilkeleri ve etiği ile çelişkiler taşıdığı da
görülmektedir. ( Doğan,tarih ? Şen,2007).
Türk PDR-DER, Psikolojik Danışmanların aldıkları
eğitimi, niteliklerini, görev ve rol tanımlarını
analiz eden bir rapor hazırlamış ve bu raporu
gerektikçe ilgili kurumlara göndererek mesleki
kimliğin doğru algılanmasını sağlamaya çalışmış,
çelişkili durumlara dikkat çeken bilimsel makale ve
değerlendirme yazılarına dergi ve bültenlerinde yer
vermiştir. Bunun yanı sıra çalışma koşulları, ücret,
izin kullanma gibi konularda meslek elemanlarının
mağduriyetine yol açabilecek durumlarda, yetkilileri
etkilemek üzere gerekli stratejiler uygulamış ve
önemli kazanımlar elde etmiştir.
Çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve okullarda
PDR hizmetlerine gereken önem verilmesi konusunda
dernek tarafından MEB ilgili birimlere sürekli
raporlar gönderilerek dikkat çekilmiş, İl Milli
Eğitim Müdürlerine ziyaretler yapılmış, yazılar
yazılmış ve bu konuda destek talep edilmiştir.
Kuşkusuz okul psikolojik danışmanlarının
mağduriyetine yol açan en önemli durum çalıştıkları
okullarda çok kalabalık bir öğrenci kitlesinden
sorumlu olmalarıdır.
Bilindiği gibi Amerikan Okul Psikolojik Danışmanları
Derneği ( ASCA) bu hizmetlerin verilmesinde her 250
öğrenciye 1 psikolojik danışman düşmesi gerektiğini
kabul etmektedir( ASCA, 2005). Oysa ülkemizde, 1
psikolojik danışmana düşen öğrenci sayısı 905 ile
2836 arasında değişmektedir ( Akkök ve Watts 2004).
Türk PDR-DER bu konuda, gerekli platformlarda soruna
dikkat çekerek, YÖK’ün psikolojik danışman
yetiştirme ve MEB’nın istihdam etme konusunda uzun
dönemli ve doğru politikalar geliştirmesinin
gereğini hazırladığı raporlarla sıklıkla
vurgulamaktadır ( Bkz.Türk PDR Bülteni, sayı
7.8.10).
Özlük hakları ile ilgili önemli bir konu; 2004
yılında Milli Eğitim Bakanlığının PDR Hizmetlerini
yeniden düzenleme gerekçesiyle; ‘Okul Psikolojik
danışmanların kadrolarının okullardan alınarak
Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine verilmesini ve
bu merkezler tarafından yapılan düzenleme ile
ihtiyacı olan okullara bu hizmetlerin götürülmesini
planlayan ve böylece PDR hizmetlerinin “okul
temelli” olmaktan çıkarılarak “merkez odaklı” haline
getirilmesi’ konusunda bir genelge hazırlamasıdır.
Bu genelgenin çıkarılmaması / iptali için Türk
PDR-DER çok yoğun bir kampanya sürdürmüş ve başarılı
olmuştur. Bu kampanya sırasında Türkiye genelinde
tüm Eğitim Fakültelerinde basın açıklamaları
yapılması, Türk PDR-DER danışma Kurulu olarak konuya
ilişkin rapor yayınlama ve bu raporu MEB’nın ilgili
birimlerine sunma, MEB’na ülke çapında fax mesajları
gönderilerek tepkilerin ifade edilmesini organize
etme, Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın toplantısı
yapma, konuyu medyanın gündemine taşıma, yine ülke
çapında karara tepki konusunda imza kampanyası açma
gibi stratejiler uygulamış ve sonunda Milli Eğitim
Bakanı ile görüşme yapılarak genelgenin geri
çekilmesi sağlanmıştır. ( Türk PDR Bülteni 2004;
sayı 8 ve 2005 sayı 10).
Bu sonuç, psikolojik danışmanların Türk PDR-DER’e
duydukları güveni artırma ve bir mesleki örgüt
olarak etkililiğini kanıtlamada önemli bir dönüm
noktası olarak kabul edilebilir.
4.7. PDR Personelinin İstihdam Alanlarını Koruma ve
Geliştirmeye Yönelik Çalışmalar
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneğinin
kuruluşundan itibaren en çok uğraştığı sorunlardan
biri Milli Eğitim Bakanlığının, Psikolojik Danışma
ve Rehberlik lisans eğitiminden mezun olmayanları da
(alandışı) okullarda bu hizmetleri yapmak üzere
“Rehber Öğretmen (Psikolojik Danışman)” kadrolarına
ataması olmuştur. Dernek bu uygulamaya engel olmak
için sürekli mücadele vermiştir. Çünkü, ülkemizde
PDR lisans eğitimi alan elemanların bile yetişme
sorunları olduğu tartışılırken, MEB’in bu uygulaması
nitelik sorununu daha da büyüttüğü gibi, meslek
elemanları arasında “kimlik karmaşası” yaratmakta,
motivasyon kaybına yol açmakta, etik sorunlar
oluşturmakta, kısacası mesleğin gelişimine çok
önemli zararlar vermektedir.
Önceki bölümlerde değinildiği gibi, ülkemizde PDR
hizmetlerinin konu edilmesi 1950’lerde başlamış ve
1973–74 öğretim yılında orta dereceli okullarda
uygulamaya geçilmiştir. Ancak gerekli alt yapı
hazırlıkları tamamlanmadan ve uzman yetiştirilmeden
bu uygulamalara başlanmış olması, diğer bir deyişle
“profesyonel bir hizmetin profesyonel olmayanlarca
yapılması” yanlışı günümüze dek sürmüştür.
Bu konuda 1990’ların başında Eğitim Fakültelerinden
mezun olanların, PDR programları ile %30 ortak
kredilere sahip oldukları gerekçesiyle bu kadrolara
atanması uygulaması, derneğin girişimleri ile
kaldırılmıştır (PDR Dergisi; 1996).
Ancak, MEB, gerek “alan değişikliği isteğinde
bulunan” sınıf öğretmenlerini “rehber öğretmen”
kadrolarına kaydırarak, gerekse Eğitim Fakültesi
mezunlarına 2–4 haftalık hizmetiçi eğitim vererek bu
uygulamasını sürdürmüştür.
2000 yılında çıkan 81 sayılı Personel Genel
Müdürlüğü Genelgesi ile meslek alanımıza yönelik en
kapsamlı olumsuzluğun kapısı bir kez daha açılmış ve
yukarıda değinildiği gibi PDR lisans programı
dışındaki Eğitim Fakültesi mezunlarını da bu alana
atanma olanağı tanınmıştır. Milli Eğitim
Bakanlığının 2000 yılında PDR alanında eğitimi
bulunmayan 600 sınıf öğretmenini hiçbir eğitime tabi
tutmadan bir anda rehber öğretmen kadrolarına
ataması bu duruma örnek verilebilir (MEB; 2002). Bu
uygulamaya olanak veren genelgenin iptali için Türk
PDR-DER tarafından Danıştaya açılan dava halen
sürmektedir.
Başlangıcından beri MEB, rehber öğretmen kadrolarına
PDR mezunlarının dışında psikoloji mezunlarını
ataması ve üstelik “psikolog” unvanı ile (sağlık
elmanı sınıfına girdiği için) bir üst kadro
derecesinden başlatması, meslek elemanlarımıza
yönelik haksız bir uygulamadır. Diğer bir olumsuz
uygulamada, Talim Terbiye Kurulunun (TTK) 23 Mayıs
2003 tarih ve 5048 sayılı yazısı ile Felsefe ve
Sosyoloji lisans programı mezunlarının da bu
kadrolara atanmasıdır. Öyle ki 2004 yılı
istatistiklerine göre MEB’ nda Rehber Öğretmen
kadrosunda çalışan toplam 9.199 personelin 892’si
psikoloji, 342’si Felsefe Grubu Öğretmenliği, 279’u
Sosyoloji/Tarih Öğretmenliği, 180’i Eğitim Yönetimi,
Teftişi-Planlaması, 366’sı Eğitim Programları ve
Öğretimi, 26’sı iki yıllık (önlisans) sınıf
öğretmenliği, 33’ü Halk Eğitimi, 32’si Ölçme ve
Değerlendirme, 29’u Zihin Engelliler Öğretmenliği
programlarından mezun olmuş elemanlardır (Kuzucu;
2004).
Türk PDR-DER alandışı atamalar konusunda doğrudan
Milli Eğitim Bakanı ile TTK Başkanı ile ilgili Genel
Müdürlük ile pek çok kez görüşmeler yapmış, ilgili
raporlar sunmuş, yazılar yazmış, sorunu medyanın
gündemini taşımış ve belli stratejiler uygulayarak
engelleme çabasını sürdürmüştür.
Dernek bu konuda en etkili mücadelesini 2003 yılında
dönemin Milli Eğitim Bakanının ‘10 bin rehber
öğretmen atayacağım’ beyanatı üzerine harekete
geçerek Rehber Öğretmen kadrolarının sınıf
öğretmenleri ile doldurulmasını engellemek üzere
vermiştir.Acilen komisyonlar oluşturulup bakanla
görüşmeler yapılmış,TTK ve ilgili genel müdürlüklere
raporlar sunulmuş,TBMM’de eğitim komisyonu başkanı
ve parti başkanları ile görüşülmüş, basın
açıklamaları ile konu medyanın gündemine taşınmış ve
bu tepkiler sonucu M.E.Bakanı bu uygulamadan geri
adım atmıştır(Türk PDR Bülteni,2003,sayı.7)
Konu ile ilgili uygulanan stratejilerden biri de
alandışı atananları yetiştirmeye yönelik MEB
tarafından açılan kurs/seminerlerde alan
akademisyenleri olarak görev almayarak “caydırıcı”
olma konusunda derneğin aldığı ilke kararıdır. Bu
karara, alan akademisyenlerince büyük çoğunlukla
uyulduğu, görev alan 3 üyenin dernek üyeliğinden
çıkarıldığı, il Milli Eğitim Müdürlüklerine konuya
ilişkin yazılar yazıldığı ve böylece derneğin
mesleki bir baskı yarattığı söylenebilir.
Tüm bu çabalara rağmen alandışı görevlendirmeler(
dershanelere “Rehber Öğretmen yerine kaim olmak”
kaydıyla) ve atamalar az sayıda da olsa sürmektedir.
Türk PDR-DER eğitim kurumlarındaki istihdam
olanaklarını korumaya yönelik stratejileri
sürdürmenin yanı sıra, PDR mezunlarının farklı
alanlarda istihdam edilebilmesi için ilgili
kurumlarla görüşme, gerekçeli raporlar, tanıtım
dosyaları hazırlayarak başvurularda bulunma, resmi
yazışmalar yapma yoluyla girişimlerini kurulduğu
tarihten günümüze dek sürdürmüştür.
Bu konuda Türkiye İş Kurumunda PDR mezunlarının
istihdam edilmesi konusunda görüşme ve yazışmalar
olumlu sonuç vermiş ve ilgili yönetmeliğin bu yönde
değişmesi sağlanmıştır.
Aynı şekilde il emniyet müdürlüklerinde “Rehberlik
ve Danışma” birimlerinin açılarak alan mezunlarının
istihdam edilmesi konusunda derneğin bu yöndeki
girimlerinin olumlu katkısı olmuştur.
Adalet Bakanlığında,ceza ve infaz kurumları ile
ilgili 4769 sayılı yasaya göre Çocuk
Mahkemelerinde,Ceza ve Tevkif Evleri,Çocuk Islah
Evleri gibi kurumlarda ‘Pedegog’ kadrolarına
psikolojik danışmanların atanması için görüşmeler
yapılmış,bu konuda henüz yasal düzenleme yapılmasa
da kısmen olumlu uygulamalar sağlanmıştır.
Ayrıca Sağlık, Adalet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlıkları, Özel Eğitim ve Rehabilitasyon
kurumlarıyla, psikolojik danışmanların ilgili
görevlerde istihdam edilmesine yönelik ilişkiler
halen sürdürülmektedir.
4.8. Çalışanların Niteliğini Yükseltme
Türk PDR Derneğinin misyonu içinde kuşkusuz ki, bu
alanda çalışanların sosyal, bilimsel, mesleki ve
kültürel yönden gelişmelerine yardım etmek ve
böylece çalışanların kişisel ve mesleki niteliğini
yükseltmek yer almaktadır ( Gizir, 2003). Bu misyonu
yerine getirmek için dernek kurulduğu günden
başlayarak psikolojik danışmanlara yönelik hizmet
içi eğitim çalışmalarını ve sosyal faaliyetlerini
oldukça yoğun bir şekilde sürdürmüştür.
Türk ya da yabancı uzman ve akademisyenler
tarafından kısa ya da uzun süreli eğitimler,
seminerler, konferans ve söyleşiler düzenlenerek
alanda çalışanların kendilerini geliştirmeleri
amaçlanmıştır. Bu çalışmaları yürütmek için derneğin
bir “Eğitim Komisyonu” bulunmakta, bu komisyon,
üyeler arasında anketler yoluyla bilgi toplayarak
ihtiyaç analizleri yapmakta ( Türk PDR bülteni,
2004,sayı: 8) ve buna göre alan uzmanlarından
seminerler talep etmekte, bu çalışmaları organize
edip gerçekleştirmektedir.
Çalışanlara yönelik hizmet içi eğitimlere
katılanlara “katılım belgesi” verilmekte,eğitim
çalışmaları ile ilgili duyurular ve değerlendirmeler
dernek bültenlerinde yer almaktadır.( Türk PDR
Bültenleri, sayı 1-14)
Hizmet içi eğitim çalışmaları, meslek elemanlarının
kendilerini daha iyi geliştirebilmeleri,
eksikliklerini giderebilmeleri, daha yeterli bir
meslek üyesi haline gelebilmelerine olduğu kadar
sağlıklı bir mesleki kimlik oluşturmalarında da
önemli bir işleve sahiptir.
Eğitim çalışmalarının yanı sıra, uzun süre
“Pazartesi Söyleşileri” adıyla akşam toplantıları
düzenlenmiş, daha sonra bu toplantıları “Pazartesi
Seminerleri”ne dönüştürülmüş ancak, ilginin az
olması nedeniyle sürekliliği kaldırılmıştır.
Sosyal etkinlikler olarak yılda birkaç kez kokteyl,
yemek ya da kutlama toplantıları düzenlenmekte,
üyelerin bir araya gelmesi ve mesleki dayanışmanın
artırılması amaçlanmaktadır.
Türk PDR-DER, alanda çalışan psikolojik
danışmanlarla tanışmak, sorunlarını ve dernekten
beklentilerini dinlemek ve mesleki dayanışmayı
sürdürmek için 2003-2007 yılları arasında 40 RAM
ziyareti gerçekleştirmiştir.Bu toplantılarda, alanda
çalışan psikolojik danışmanlarca sıklıkla dile
getirilen ‘Türk PDR-DER ne yapıyor? Derneğe üye
olmak bana ne yarar sağlayacak?’ sorularına yanıt
verilmesi amaçlanmıştır. Aynı amaçla PDR Programı
olan üniversitelerde toplantılar, konferans ve
söyleşilere katılarak meslek üyeleri ve adayları
arasında bütünleşmeyi sağlamaya çalışmaktadır (Türk
PDR Bültenleri, sayı 7-14).
4.9. Lisans Programları Adı ve Anabilim Dalı İsim
Değişikliği İle İlgili Çalışmalar
Üniversitelerimizde PDR ile ilgili lisans
programlarının adı zaman içinde çeşitli
değişikliklere uğramıştır. Örneğin 1965 yılında
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde
açılan Türkiye’deki ilk lisans programının adı
“Eğitim Psikolojisi ve Rehberlik” iken, bu isim daha
sonra “Eğitimde Psikolojik Hizmetler” olarak
değiştirilmiştir. Yükseköğretim Kurulu, 1989
yılında, adları bazı üniversitelerde “Rehberlik ve
Psikolojik Danışma”, bazılarında “Psikolojik Danışma
ve Rehberlik” olan bu programların adında bir birlik
sağlama gereği duymuş ve tümünün adını “Rehberlik ve
Psikolojik Danışmanlık Lisans Programı” olarak
belirlemiştir (Pişkin; 2006).
Ülkemizde ve A.B.D.’ de başlangıçta sadece
“Rehberlik” olarak anılan bu hizmetler, zamanla
“Rehberlik ve Psikolojik Danışma”, daha sonra da
sunulan hizmetlerin psikolojik yönüne daha fazla
vurgu yapmak için “Psikolojik Danışma ve Rehberlik”
olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Hatta son
yıllarda, psikolojik danışma hizmetlerinin
rehberliği zaten kapsadığı görüşü yaygınlık
kazanınca rehberlik sözcüğü daha az kullanılır hale
gelmiştir.
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Lisans
Programlarını yürüten bölüm veya anabilim dalları,
YÖK tarafından tüm üniversitelerde Eğitim
Fakültelerinde, Eğitim Bilimleri Bölümü içinde
“Eğitimde Psikolojik Hizmetler” adıyla Anabilim Dalı
olarak yapılandırılmıştır.
Türk PDR Derneği YÖK’ün bu yapılandırmasına tepki
göstermiş, bu konuda lisans ve lisansüstü PDR
programları yürüten Anabilim Dallarından gerekçeli
raporlar istemiş, bu raporları akademisyenlerin
imzaları ile birlikte YÖK’e göndererek lisans
programı ve anabilim dalı adının “Psikolojik Danışma
ve Rehberlik” olarak değiştirilmesi konusunda,
bilimsel literatüre ve dünyadaki gelişmelere dayalı
olarak haklı taleplerini ısrarla dile getirmiştir.
En son Türk PDR-DER başkanı ve alan
akademisyenlerinden oluşan bir komisyon YÖK’ü
ziyaret ederek (14 Mart 2006) taleplerini sözlü ve
yazılı olarak yeniden gündeme getirmiştir.
Bu girişimlerden sonra Yükseköğretim Kurulu, Eğitim
Fakültelerine gönderdiği bir yazı ile “Eğitimde
Psikolojik Hizmetler” olan anabilim dalı adını
lisans programı ile tutarlı olması için “Rehberlik
ve Psikolojik Danışmanlık” olarak değiştirdiğini
bildirmiştir (YÖK; 18.04.2007, sayı:1430).
4.10. PDR Lisans Programlarına Girişte Kullanılan
Puan Türünün Değişmesi İçin Yapılan Çalışmalar
Üniversitelerimizin PDR lisans programlarına 2000
yılına kadar sözel puan türüyle öğrenci alınmakta
idi. Türk PDR-DER, bu alana yerleştirilecek
öğrencilerin puan türünün “Eşit Ağırlıklı (EA)”
olarak değiştirilmesine yönelik, ilgili anabilim
dalı başkanlıklarından istenen görüş ve
değerlendirmeler doğrultusunda bir rapor
hazırlayarak 06.07.2000 tarihinde (sayı: 48) YÖK’e
sunmuştur. YÖK’ün verdiği yanıtta 29.09.2000 tarihli
toplantısında bu talebin kabul edildiği belirtilmiş
ve 2001-ÖSS Kılavuzunda bu değişikliğe yer
verilmiştir.
Ancak, ÖSYM’nin ortaöğretimin farklı alan, bölüm ya
da programlarından mezun olan öğrencilerin
ortaöğretim başarı puanlarının hesaplanmasında
farklı katsayı uygulamaya başlaması, liselerin sözel
bölüm mezunlarının EA puan türüyle öğrenci alan
diğer yükseköğretim programlarına olduğu gibi PDR
lisans programlarına da girmelerini hemen hemen
olanaksız hale getirmiştir. Bu konuda Türk PDR-DER,
katsayı hesaplanmasındaki gerekli düzenlemeler için
de yine ilgili akademisyenlerden görüş alarak ÖSYM
ile yazışmalarını sürdürmüş ve bu konuda 2004
yılında istenilen değişiklik sağlanmıştır (Pişkin;
2006).
Yapılan bu değişiklikler PDR programlarına daha
nitelikli öğrenci yerleştirme açısından önemli bir
gelişme sağlanmıştır. Son 5 yıllık istatistikler
incelendiğinde, Türkiye’deki büyük üniversitelerin
en çok talep gören hukuk, kamu yönetimi,
uluslararası ilişkiler, iktisat ve işletme
programlarına giren öğrencilerin puanlarına göre;
PDR alanına kabul edilen öğrencilerin giriş puanları
daha yüksektir (Şen; 2004).
4.11. Kamuoyunu Aydınlatma ve Danışmanlık Hizmetleri
Türk PDR-Derneği, Psikolojik Danışma ve Rehberlik
alanında kurumsal ve uygulamalı çalışmalarla oluşan
bilgi birikiminin toplum yararına kullanılması ve
alanın ülkemizde “profesyonel bir meslek’ olarak
tanınıp kabul edilmesi için çeşitli faaliyetleri
sürekli ve düzenli bir şekilde gerçekleştirmektedir.
Bu konudaki çalışmalar kısaca şöyle özetlenebilir:
a. Halka yönelik konferans, söyleşi ve paneller
düzenleme
b. Velilere yönelik ana-baba okulu uygulamaları ve
seminerler yapma
c. Medyadaki programlara “uzman” olarak katılma,
röportajlar verme, görüş bildirme
d. Toplumun gündemindeki konulara yönelik basın
açıklamaları yayınlama
e. Kurumlardan gelen talepler doğrultusunda personel
eğitim seminerleri düzenleme
f. Günlük ya da haftalık gazete ve dergilere alan
ile ilgili yazılar yazma
Derneğin yayınladığı bültenler incelendiğinde bu
konudaki etkinliklerin oldukça yoğun olarak sürdüğü
görülecektir ( Türk PDR Bültenleri,sayı. 1-14 )
Kamuoyuna yönelik tanıtım ve aydınlatma
çalışmalarının yanı sıra çeşitli kurum ve
kuruluşlardan talep edilen “Danışmanlık” hizmetleri
de gerçekleştirilmektedir. Aşağıda bu konudaki
faaliyetlerden bazı örnekler verilmiştir:
a. RTÜK ( Radyo- Televizyon Üst kurul) tarafından
talep edilen “Aile- Kadın Eksenli “ ve “Şiddet
Eksenli” programlara ilişkin değerlendirme raporu,
Türk PDR-DER Danışma Kurulu tarafından hazırlanmış
ve sunulmuştur. ( Türk PDR- DER Bülteni,2005,
sayı10).
Bazı yayınevlerinin ya da kurum/kuruluşların talebi
üzerine alanda yayınlanması planlanan yayınlara
yönelik değerlendirme raporları hazırlanmıştır.
b.Afetlerden sonra krize müdahale ekipleri
kurulması, yetiştirilmesi ve hizmet vermesi
konumundaki çalışmalar sürdürülmüş ve unıcef ile
ortaklaşa yürütülen psikolojik destek çalışmalarında
yer alınmıştır.
c.Televizyondaki bazı programlara “uzman
danışmanlığı” hizmeti sunulmuştur.
d.Eğitim kurumlarından talep edilen konularda
(programlar, yönetmelikler, projeler, sorunlar vb.)
danışmanlık hizmetleri verilmiştir.
e.Psikolojik yardım hizmeti almak için başvuranlara,
olanaklar ölçüsünde bireysel psikolojik danışma
hizmeti sunulmuş veya ilgili kurum ve kişilere
refere edilmiştir.
f.YÖK ve MEB tarafından talep edilen “Mesleki
rehberlik ve Yöneltme” konusunda Danışma kurulu
tarafından hazırlanan rapor ilgilere sunulmuştur.
g. M.E.B. Şurası Ön hazırlık ve Şura Toplantılarına
katılarak dernek görüşleri ile ilgili rapor
sunulmuştur.
Tüm burada sıralanan faaliyetlerde de görüleceği
gibi, Türk PDR Derneği gerek medyanın gerekse kamu
ve özel kurumların PDR alanında bir başvuru ve
danışma kurumu haline gelmiştir.
4.12 Ulusal ve Uluslar arası Mesleki Örgüt ve
Kurumlarla İlişkiler
Dernek, çalışmalarında öncelikle ulusal mesleki
örgütlerle işbirliği yapmaya önem vermiştir. Bu
konuda en yakın ilişkiler Yükseköğretimde Rehberliği
Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı (YÖRET) ile
sürdürülmüş, yapılan çalışmaları destekleme,
yayınları tanıtma, ortak stratejileri benimseme
konularında işbirliği yapılmıştır.
Çalışma alanları çok yakın olan Psikologlar Derneği
ile zaman zaman görüşmeler yapılsa da ilişkiler
istenilen düzey ve nitelikte sürdürülememiştir.
Türk PDR-DER Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “
Ulusal Ruh Sağlığı Politikası” içinde yer almış,
hazırlanan rapora ilişkin değerlendirme yapılmış
(Yıldırım 2006) ve koruyucu ruh sağlığı elemanları
olarak ‘Psikolojik danışman’lara yer verilmesi
sağlanmıştır( Ergene 2006).
Türk Kızılay’ı tarafından oluşturulan “Afetlerde
Psikolojik Hizmetler Birliği”ne katılarak işbirliği
protokolü yapılmıştır (2006). Bu protokole bağlı
olarak, Türk PDR-DER, çalışmalara katılmakta ve
destek vermektedir.
Türkiye İş Kurumu tarafından “Mesleki Bilgi,
Rehberlik ve Danışmanlık Hizmetleri “ konusunda
Dünya Bankası ile birlikte yürütülen projeye Türk
PDR-DER katılmış ve ilgili çalıştaylarda aktif rol
almış, katkı sağlamıştır ( Türk PDR Bülteni, sayı 8
s. 36). Ayrıca İş Kurumu Meslek Danışmanlığı
Merkezindeki elemanlara hizmet içi eğitimler vererek
mesleki gelişmelerini sürdürmelerine destek
sağlamıştır.
Bunun yanı sıra birçok vakıf, sendika ve Sivil
Toplum Kuruluşlarından gelen talepler doğrultusunda
ortak çalışmalar yürütülmüş ve mesleki ilişkiler
sürdürülmüştür. Türk PDR-DER psikolojik danışma ve
rehberlik alanında çalışanlar tarafından yerel
düzeyde kurulan dernekler ve KKTC’ deki PDR Derneği
ile de olumlu ilişkilerini sürdürmektedir.
Ayrıca,Milli Eğitim Bakanlığında PDR alanı ile
ilgili birimlerle, TTK ve Özel Eğitim, Rehberlik ve
Danışmanlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve diğer (
İlköğretim, Ortaöğretim Gn. Md. vd.) birimlerle,
SHÇEK, Üniversiteler, YÖK ve TBMM ile görüşmeler
yapma ve işbirliğini sürdürme açısından ilişkiler
sürekli canlı tutulmaktadır.
Türk PDR Derneği gelişip güçlenme yolunda uluslar
arası mesleki örgütlerden destek alma ve işbirliği
yapma amacıyla bağlantılar kurmuştur. Öyle ki 1990
da Uluslar arası Psikoloji Konseyi başkanı Dr.
Francis MACNAB davet edilip 3 günlük seminer
gerçekleştirilmiştir. Uluslar arası üne sahip bir
çok yabancı uzman derneğin davetlisi olarak (Örneğin
Dr. Rebekah Shuey , Dr. Clara Loomonitz, Prof. Dr.
Thomas Skovholt..) Ankara’da üyelere seminerler
vermiş, onlar aracılığı ile diğer ülkelerde ki
mesleki örgütlerle ilişkiler kurulmuştur (Yıldırım
ve Bilge 1990).
1996 yılında PDR-DER ‘ in Uluslararası Okul
Psikolojisi Derneği (ISPA)’nın alt organı olması
sağlanmış ve böylece PDR-DER – ISPA – UNICEF- UNESCO
– BM bağı kurulmuştur (PDR Dergisi, sayı 7, s.48).
Halen ISPA üyeliği devam etmekte ve Türk PDR-DER
1995 yılından beri kongrelerine katılmaktadır.
2004 yılında ise dernek adına kurucu üye Tuncay
Ergene tarafından American Counseling Association
(ACA), American Mental Health Counselors Association
(AMHCA), American School Counselors Association
(ASCA) ziyaret edilerek ilgililerle görüş
alışverişinde bulunulmuş ve işbirliği yapılması
planlanmıştır (Ergene, 2004).
22 Haziran 2004 de Amerikan Ulusal Psikolojik
Danışmanlar Odası (NBCC) Başkanı Dr. Thomas W.
Clowson ,Türk PDR-DER davetlisi olarak Ankara’da bir
konferans vermiş , bir yıl sonra ise tüm NBCC
yönetim kurulu üyeleri derneğimizi ziyaret etmiş ve
işbirliği konusunda görüşmeler yapılmış,böylece
CACREP (PDR eğitim programlarının akreditasyon
kurulu) ile de bağlantılar kurulmuştur (Korkut
2005).
Kuşkusuz işbirliği planlarının eyleme geçirilmesi;
Türkiye’de PDR’ nin meslekleşme sürecinde uluslar
arası mesleki örgütlerden destek alması açısından
son derece önemlidir.Bu konuda ilk somut ürünlerden
biri elinizdeki kitaba yabancı alan uzman ve
kurumlarca katkı sağlanması olmuştur.
5. Geleceğe İlişkin Öngörüler ve Türk PDR-DER’ den
beklentiler
Ülkemizde PDR hizmetlerinin , 1950’lerde eğitim
sisteminde tartışmaya başlanması, 1973-74 öğretim
yılında ortaöğretim kurumlarında, 1997 yılında
ilköğretim kurumlarında uygulamaya geçilmesi
üzerinden görece önemli bir süre geçmiş olmasına
karşın, bugün PDR hizmetleri çağdaş ve bilimsel
anlayış, meslek etiği, yaygınlık, yeterlilik gibi
kriterler açısından istenilen düzeye ulaşamamıştır.
1989 yılında kurulan PDR Derneği bir mesleki örgüt
olarak Türkiye’de bu alanın “ Profesyonel bir
meslek” olarak kabul edilmesi ve gelişmesi konusunda
oldukça aktif ve etkin çabalar göstermiş ancak pek
çok yönden sağladığı kazanımlara karşın henüz
misyonuna ulaşma açısından az bir mesafe
katedebilmiştir.
Küreselleşen dünyamız artık iki bin yılı geride
bırakıp üçüncü binyılında dönerken, sosyo-kültürel
ve ekonomik pek çok dönüşüm de yaşanmaktadır.
Kuşkusuz geleceği yordamak, geçmişi ve bugünü doğru
okumak ve iyi değerlendirmekle olasıdır.
Tarihsel süreç içinde toplumumuzda PDR alanında
bugün gelinen noktada, toplumsal değişimleri dikkate
alarak gelecekte PDR hizmetlerinden beklentileri
irdelemek ve bu süreçte mesleki örgütün rolünü ve
işlevini değerlendirerek Türk PDR- DER’i mesleki
gelişimde lokomotif olarak kullanmak olası mıdır?
5.1. Ülkemizde PDR Hizmetlerinin Geleceğini
Etkileyebilecek Değişimler
21. yüzyılda, küreselleşen ve değişen dünyanın bir
parçası olarak ülkemizde de birçok alanda yeniden
yapılandırmayı gerekli kılacak nitelikte bir
demografik dönüşüm yaşanmaktadır. Bu değişimler
şöyle sıralanabilir:
• Doğurganlık oranı giderek azalmakta,
• Ölüm hızı ve oranı azalmakta, ortalama yaşam
süresi artmakta,
• Genç nüfus oranı azalmakta, buna karşın yaşlı
nüfus oranı artmakta, Türkiye genç bir ülke olma
özelliğini kaybetmektedir.
Aile yapısı ve fonksiyonları da 21. yüzyılda
değişime uğramaktadır. Öyle ki;
• Evlenme yaşı kadın ve erkeklerde yükselmekte,
• Evlilik oranı düşmekte,
• Boşanma oranları artmakta,
• Çocuk sahibi olma oranı düşmekte,
• Çekirdek aile parçalanmakta,
• Ailenin işlevlerinin birçoğu başka kurumlara
kaymaktadır.
Toplumdaki değişimler doğal olarak eğitim sisteminde
de değişimlere yol açmaktadır:
• Okula başlama yaşı düşmekte, okul öncesi okullaşma
oranı artmakta,
• Çocuk ve gençlerin eğitime devam etme oranı ve
süresi artmakta,
• Eğitim özelleştirilmekte, eğitim kurumları
arasında rekabet doğmakta,
• Avrupa Birliğine açılma sürecinde “Akreditasyon”
çalışmaları zorunlu hale gelmekte ( Doğan, 2000;
Korkut 2005),
• Eğitimde nicelik yerine nitelik sorunu önem
kazanmaktadır.
Dünyadaki ekonomik değişimler toplumumuzda da işgücü
alanında değişimlere neden olmaktadır.Öyle ki,
21.yüzyılda;
• Küresel ekonomi meslek alanlarını etkilemekte,
bazı iş / meslek alanları yok olurken yeni iş ve
meslekler doğmakta,
• İş v mesleklerin uluslar arası standartları
oluşmakta,
• Teknolojik gelişmeler iş yaşamında radikal
değişimler yaratmakta,
• İşsizlik oranı artmakta, nitelikli işsizler
oluşmakta,
• İşçilerin ülkeler arası serbest dolaşımı artmakta,
• İş yaşamı sürekli değişimlere uyum sağlayabilecek
elemanlar aramaktadır.
• Toplumdaki bu değişimler PDR alanına duyulan
gereksinimi artıracaktır. Bu hizmetlerin daha farklı
alanlarda, daha çok kişiye yönelik olarak, özel
durumlara özgü teknik ve yöntemlerin kullanılarak
sunulması gerekecektir. Bu farklılaşma özellikle şu
gruplar açısından PDR hizmetleri yelpazesinin
genişlemesini sağlayacaktır:
• Yaşlı nüfusa yönelik PDR hizmetleri
• Boşanma, tek eşle büyüyen çocuklar, üvey anne-baba
vb. durumlara özgü PDR hizmetleri
• Evlilik ve aile danışmanlığı
• Yaşam boyu kariyer danışmanlığı
• Eğitimde akademik başarının yükseltilmesi kadar
bütünsel gelişime yönelik PDR hizmetleri (
Gelişimsel Yaklaşım)
• Gençler arasındaki sorun alanlarına yönelik
(örneğin okul devamsızlığı, okul
zorbalığı,şiddet,alkol ve uyuşturucu madde kullanma,
erken cinsel ilişki, obezite, marka tutkusu,tüketim
çılgınlığı vb.) PDR hizmetleri
• Özel Eğitim alanında PDR hizmetleri
• İnsan kaynakları,verimlilik,iş doyumunu artırmaya
yönelik hizmetler
• Kişisel gelişime yönelik hizmetler(Yaşamın anlamı,
girişimcilik,iletişim vb.)
• Okulöncesi PDR hizmetleri
• Ruh sağlığı ve Rehabilitasyon alanında PDR
hizmetleri
Bütün bu hizmet alanları çeşitlenirken, PDR
hizmetlerinin toplumda daha çok talep edilen bir
meslek olarak gelişeceği öngörüsünde bulunmak
‘kehanet’ olmayacaktır! Bu durum dünya genelinde
olduğu kadar toplumumuz için de geçerli bir
öngörüdür. Nitekim, mesleklerin yapısının ve
gelişiminin değerlendirildiği “Occupational Outlook
Handbook”da PDR meslek alanı, ihtiyacın hızla
arttığı meslekler arasında gösterilmektedir. (
Ergene 2003).
5.2. PDR Alanında Beklenen Değişimler
Yirmi birinci yüzyılda PDR alanında, bu hizmetlerin
sunulmasında, önceki yüzyıla göre değişimler
beklenmesi doğaldır. Değişimler ne yönde olmalıdır?
• Kriz odaklı PDR hizmetleri yaklaşımından
gelişimsel yaklaşıma
• İyileştirici işlevden “koruyucu,
önleyici,geliştirici” işleve
• Uzun süreli bireysel danışma süreci yerine kısa
süreli, çözüm odaklı danışmaya
• Bireyle çalışmaktan çok grupla uygulamalar yönünde
• Tercih rehberliğinden yaşam boyu kariyer
danışmanlığına
• Yöneltme eksenine odaklanma yerine mesleki gelişim
sürecine yayılma
• Soyut, belirsiz hedefler yerine kanıta dayalı
müdahale yöntemlerine
• Sadece eğitimde hizmet sunma yerine
sağlık,adalet,askeriye, endüstri ve tüm alanlarda
istihdam
• Sadece kamu kurumları yerine özel ve serbest
meslek icrası
• ABD de geçerli modellerden Türkiye’ye özgü
modellere geçiş
• Teknolojiyi kullanmada artış
• Çok kültürlü PDR yaklaşımlarının önem kazanması
• Akredite edilmiş PDR programlarına geçiş
• Okul Psikolojik Danışmanlığı dışında PDR’nin diğer
alt alanlarında uzmanlaşmaya yönelik lisansüstü
programların açılması
• Nicelik yerine nitelik sorunlarının tartışılması
• Diğer meslek grupları ile işbirliğinde
artış,özellikle psikolojik yardım meslekleri
arasındaki çatışma ve karmaşıklıktan; sınırların
çizilip ayrışma ile birlikte işbirliği kriterlerinin
oluşması
Söz edilen tüm değişimlerin olmasında Türk PDR-DER’
in katalizör, yönlendirici ve değişimi sağlayıcı bir
mesleki örgüt olarak işlev görme sorumluluğu vardır.
Bu gerçekleşmediği takdirde değişimlerin, PDR
alanında gelişim ve ilerleme yaratmasının
gerçekleşebileceğini beklemek olanaksızdır.
5.3. Türk PDR-DER’ den Beklentiler
On yedi yılı tamamlamış bir mesleki dernek olarak
Türk PDR-DER bugün için alanda çalışan psikolojik
danışmanları, PDR eğitimini sürdüren öğrencileri ve
alan akademisyenlerini bir araya getiren ; PDR
alanındaki sorunların çözümü konusunda gerekli
stratejilerin üretilmesi için koordinasyon, uygulama
ve izleme çalışmalarını yürüten ve yaptığı
faaliyetlerle meslek üyeleri arasında olduğu kadar;
gerek devlet kurumları gerekse özel kurumlar
karşısında son derece saygın bir konuma yükselmiş
olan mesleki bir örgütdür.
Ancak, PDR alanının toplumumuzda “profesyonel bir
meslek” olarak kabul edilmesi ve gelişmesi misyonunu
üstlenmiş olan Türk PDR-DER’den ikinci 17 yılda
aşağıdaki gelişmeleri gerçekleştirmesi beklenir:
1. Meslek Odası ve Meslek Birliğinin oluşması
çalışmalarını hızlandırmak ve PDR alanındaki alt
alanları da temsil edecek geniş örgütsel bir yapıya
kavuşmak.
2. Geniş tabanlı,çok katmanlı boylamsal ve kesitsel
araştırmalar planlamak ve
gerçekleştirmek. Bu araştırmalarla ülkedeki PDR
eğitiminin ve hizmetlerinin durumunu
betimleyen,sorunları, güçlükleri saptayan,çözüm
önerileri üreten ve sürekli güncellenen bilimsel
veri tabanı oluşturmak.
3. Uluslar arası projelere katılmak,uluslar arası
mesleki örgütlerle ilişkilerini ve işbirliğini
artırmak
4. Dergi ve yayın sayısını ve niteliğini artırmak
• Türk PDR dergisinin uluslar arası İndekslerde
taranmasını sağlamak
• Derginin yılda 4 kez yayınlanmasını
gerçekleştirmek
• Konu odaklı özel sayılar çıkarmak
• Alandaki literatür gereksinimine yanıt verebilecek
yeni yayınlar yapmak
5. Dernek kütüphanesini geliştirmek ve Internet
üzerinde “PDR alanındaki lisansüstü tezler” ile
ilgili bir e-kütüphane sitesi oluşturmak
6. Uluslar arası kongre ve toplantılar organize
etmek.
7. Şu anda sayıları 33’e ulaşan ( 23 Devlet
Üniversitesi, 6’sında ikinci öğretim,Türkiye’de
2,KKTC’de 2 Vakıf Üniversitesinde) uygulanmakta olan
PDR programlarının (ÖSS Tercih Kılavuzu,2007)
açılması ve sürdürülmesi konusunda belli kriterler
getirmek ve programların akredite olması için
gereken mekanizmaların oluşmasını sağlamak
8. PDR öğrencilerinde ve alanda çalışanlarda güçlü
bir meslek kimliği geliştirebilmek
9. Yapılan çalışmaların etkinliğini izlemek,ölçme ve
değerlendirme,kanıta dayalı araştırma desenlerinin
uygulanmasını desteklemek
10. Meslek elemanlarına yönelik hizmet-içi eğitim
faaliyetlerini süre, çeşitlilik ve etkinlik
açısından geliştirmek.Yeterliğe dayalı sertifika
programları düzenlemek.
11. Uzmanlık alanı ile ilgili kurum ve kişilere daha
yeterli “danışmanlık” hizmetleri sunmak üzere
gerekli komisyonlar kurmak ve işletmek.
12. Mesleki gelişime yönelik “süpervizyon sistemi”ni
geliştirmek
13. Alanda kullanılabilecek ölçme ve değerlendirme
araçları geliştirmek, yayınlamak ve bu araçları Türk
PDR-DER’ in izni ile kullanma ve kontrol sistemini
oluşturmak.
14. Halka yönelik eğitim,danışmanlık vb.
hizmetlerini geliştirmek, daha yaygın ve sistematik
hale getirmek, halkı aydınlatma ve mesleki bilinci
geliştirme çalışmalarını sürdürmek.
15.Meslek etiğinin benimsenmesi,uygulanması ve
denetlenmesi sistemini oluşturmak, bu konuda
duyarlık ve bilinç geliştirmek.
16. Farklı lisansüstü programlar açılması (Okul
danışmanlığı-Kariyer danışmanlığı,aile danışmanlığı
vb.) ve akredite edilmesini sağlamak. (Halen 15
kadar üniversitemizde PDR alanında lisansüstü eğitim
programları sürdürülmektedir.Bu programlar genel
olarak ‘Okul Psikolojik Danışmanlığı’na yöneliktir.
Farklı iki programdan biri,Ankara
Üniversitesinde,’İnsan Kaynakları Yönetimi ve
Kariyer Danışmanlığı ’yüksek lisans programı ile
Bahçeşehir Üniversitesinde açılan ‘Kariyer
Geliştirme Danışmanlığı’ sertifika programıdır.)
17. Alanda çalışan elemanların yararlanabileceği
bilgisayar programları hazırlanmasını teşvik etmek,
teknoloji kullanımı yeterliklerinin gelişimini
denetlemek ve bu konuda yeterli standartları ve etik
ilkeler oluşturmak
18. Türkiye’ye özgü PDR modellerinin gelişimini
desteklemek Ulusal modellerin geliştirilmesi ve
standartlarının oluşumuna öncülük etmek, bu konudaki
çalışmaları organize etmek, izlemek ve sonuçlarını
değerlendirmek.
19. Yeni istihdam alanlarının açılması ve psikolojik
danışmanların farklı alanlarda istihdam edilmesini
kolaylaştırmak, gerekli kanun ve yönetmeliklerle bu
hakların teminat altına alınmasını sağlamak
20. Eğitim ve diğer alanlarda PDR hizmetlerinin
yeterli bir düzeyde verilmesi koşullarının oluşumu
konusunda ilgili kurum ve kişileri etkilemek,uygun
stratejiler geliştirmesine katkı sağlamak ve doğru
politikaları desteklemek
21. Yirmibirinci yüzyılda toplumumuzda psikolojik
danışmanlardan beklenen rol ve işlevleri
tanımlayarak,eğitim,yetişme ve çalışma
standartlarının buna göre oluşturulmasına çalışmak
22. Mesleki örgüte bağlı PDR merkezleri açmak,meslek
alanında sertifikaya dayalı eğitimler veren
“Enstitüler” kurmak,kurulmasına destek
vermek,çalışma standartlarını belirlemek
23. PDR alanında başarılı öğrencilere burs
vermek,başarıyı teşvik eden ödül sistemi geliştirmek
PDR öğrencileri,uygulamacıları ve akademisyenlerini
ödüllendirmek.
6. Sonuç
Ülkemizde psikolojik danışma ve rehberlik alanının
gelişiminde Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Derneğinin yeri ve öneminin incelendiği bu bölümde,
mesleki örgüt ekseninde Türkiye’de PDR alanının
“dün-bugün-yarın” ına ilişkin panoramik bir görünüm
ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu görünümün iyi
değerlendirilmesi, kuşkusuz bu alanın 21.yüzyılda
daha sağlıklı gelişebilmesi açısından
gereklidir.Öyle görünüyor ki 21.yüzyılda toplum,
psikolojik danışmanlara belki de her zamankinden
daha çok gereksinim duyacaktır. Bu gereksinime bağlı
olarak Türk PDR-DER; toplumdaki her bireyin,
kişisel-sosyal,eğitsel ve mesleki yönlerden
gelişerek topluma aktif uyum yapabilen ve kendini
gerçekleştiren kişiler olabilmesine meslek alanı
olarak katkı yapabilmede, bilimsel ilkeler ve meslek
etiğine bağlı, sorgulayıcı, gelişme ve yeniliklere
açık, aktif bir mesleki örgütlülüğü geliştirebilmek
için çabalarını artırarak sürdürmelidir. Kısacası
Türk PDR-DER’in tüm çabası ve amacı, PDR alanının
Türkiye’de “Profesyonel bir meslek” olarak tanınıp
kabul edilmesi ve gelişmesini sağlamaktır.
Türkiye’de başlangıcından günümüze dek bazı önemli
gelişmeler gözlense de, sunulan hizmetlerin nicelik
ve nitelik açısından yetersiz olduğu,meslek
elemanlarının kimlik arayışının sürdüğü, ülkemize
özgü PDR modellerinin geliştirilemediği, halen
PDR’nin en güçlü olduğu alanın “okul psikolojik
danışmanlığı” olmasına rağmen, gerek sayısal gerekse
nitelik olarak talepleri karşılamaktan uzak olduğu
görülmektedir. Ek olarak, okullarda ‘Rehber
Öğretmen’ kadrolarında görevli olanların yaklaşık
üçte birinin alandışı olduğu, PDR hizmetleri için
gerekli fiziki koşulların sağlanamadığı, standardize
edilmiş ölçme araçlarının yetersiz olduğu, lisans
programından mezun olan öğrencilerin büyük
çoğunluğunun kamuda çalıştığı, özel psikolojik
danışma merkezlerinin yaygınlaşmadığı görülmektedir.
Lisans programlarını akredite eden standartlarını
belirleyen örgütsel bir yapı kurulamadığı gibi,
unvan sorunu da hala çözülememiştir. (Pişkin 2006).
Bu alandaki sorunlar meslek alanının gelişimini
engelleyen sorunlardır ama daha genel bir ifade ile
bireyin sorunlarıdır, Türk Eğitim Sisteminin
sorunlarıdır,toplumun sorunlarıdır. Daha sağlıklı
bir toplum olabilmek için bu alanın gelişimine katkı
vermek, PDR hizmetlerinin eğitimde ve eğitim dışında
her bireye yeterli şekilde sunmak gereklidir. Meslek
elemanı olarak her üye bu amaca hizmet etmenin
sorumluluğunu duymalıdır. Her üye bu alan için
mücadele etme inancına ve isteğine sahip olmalıdır.
Bu alana yüreğini koymalıdır! Yakınmak yerine çözüm
üretmelidir.Eleştirmek yerine, görev üstlenmelidir.
Türk PDR-DER’ in faaliyetleri ekseninde meslek
alanının içinde bulunduğu koşulların ve sorunların
yansıtılmaya çalışıldığı bu ‘AYNA’ da her üye kendi
sorumluluklarını sorgulamalıdır.
Türk PDR-DER’ i kuran, bugünlere
getiren,çalışmalarına katkı sağlayan, destek veren
tüm meslek elemanlarına SELAM OLSUN!...
KAYNAKÇA
Akkoyun, F. (1995). PDR’de Unvan ve Program Sorunu:
Bir İnceleme ve Öneriler. Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Dergisi, 2, 6, 1-21.
Akkök, F.ve Watts, T.G. (2004). Mesleki Bilgi,
Rehberlik Hizmetleri Türkiye Ülke Raporu. Ankara:
Milli Eğitim Basımevi.
ASCA (2005). Total Student-to-Counselor Ratio by
State 2002-2003 School Year. (İnternetten 30.09.2005
tarihinde alınmıştır).
Doğan, S.( ) Disiplin________
Doğan, S. (2000). Psikolojik Danışman Eğitiminde
Akreditasyonun Gereği ve Bir Model Önerisi. Türk
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 2,
14,31–38.
Doğan, S.(1990). Türkiye’ de Rehberlik Kavramı ve
Uygulamalarının Gelişiminde Milli Eğitim Şuralarının
Rolü. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 1, 1,
45-55
Doğan, S.(1991). Başlangıcından Bugüne Türk Resmi
Dokümanlarında Rehberlik Kavramı ve Anlayışı: Bir
İnceleme. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi,
1, 11, 29-44.
Doğan, S. (2003). “Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Lisans Programlarının Yeniden Düzenlenmesi (Taslak)”
PDR Anabilim Dalları Toplantısı II İçin Hazırlanan
Rapor. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği
Arşivi.
Doğan, S. (2004). “Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Tezsiz Yüksek Lisans Programı (Taslak)” PDR Anabilim
Dalları Toplantısı III İçin Hazırlanan Rapor. Türk
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Arşivi.
Doğan, S. Aydın ,G. ve F Korkut (2005). PDR Anabilim
Dalları Tarafından Kabul Edilen Yeni PDR Tezsiz
Yüksek Lisans Programı ve Ders Tanımları. PDR
Anabilim Dalları Toplantısı IV’de sunulan Rapor.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Arşivi.
Ergene, T. (2003). Psikolojik Danışma Meslek
Yasasına Gerek Var mı? Türk Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Bülteni, 7, 27-30.
Ergene, T.(2004). Türk Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Derneği Psikolojik Danışma Meslek Alanını
Geliştirmek Amacıyla A.B.D.’ de İlgili Derneklerle
Temasta Bulundu. Türk Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Bülteni, 8, 34-35.
Ergene, T.(2006). Türkiye’de Psikolojik Danışman
Eğitimi T.C. Ruh Sağlığı Politikası, Sağlık
Bakanlığı, Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Raporu, Ankara.
Gibson, R.L. ve Mitcell, M.H.(1990). Introduction to
Counseling and Guidance (third ed.). New York:
MacMillan Publ.Comp.
Gizir, C.A. (2003). Türk Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Derneği Stratejik Planlama Çalışması. Türk
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bülteni, 1, 6,
12-15.
Gültekin,İ. (1984). Orta Dereceli Okullarda Sınıf
Öğretmenlerinin Görev Algıları. Yayımlanmamış Bilim
Uzmanlığı Tezi, Ankara Üniversitesi.
Kepçeoğlu, M. (1974). Orta Dereceli Okullarda
Rehberlik Anlayışı. Yayımlanmamış Doktora tezi,
Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Ankara.
Kepçeoğlu, M. (1994). Psikolojik Danışma ve
Rehberlik. Ankara: Özerler Matbaası
Korkut, F.(2005). Meslekleşme Yolunda
Yararlanılabilecek Örnekler: Ulusal Onaylanmış
Psikolojik Danışmanlar Kurulu (NBCC). Türk
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bülteni, 10, 34- 37.
Korkut, F.(2005). Avrupa Birliği ve PDR. VIII.Ulusal
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongresinde sunulan
bildiri metni, Marmara Üniversitesi, İstanbul.
Kuzgun, Y.(1990). Rehberlik ve Psikolojik Danışmada
Unvan Sorunu. Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Dergisi, 1, 1, 32-38.
Kuzucu, Y.(2004). Sorum(lu). Türk Psikolojik Danışma
ve Rehberlik Bülteni, 2, 5, 38-43.
M.E.B. (1975). Tebliğler Dergisi, sayı: 1805.
M.E.B.(1981). Onuncu Milli Eğitim Şurası Raporu.
Ankara M.E.B. Yayınları
M.E.B.(1982). On Birinci Milli Eğitim Şurası Rapor.
Ankara M.E.B. Yayınları.
M.E.B. (1991). Özel Eğitim ve Rehberlik Dairesi
Başkanlığı-Özel Eğitimle İlgili Mevzuat
(Kanunlar,Yönetmelikler,Genelgeler). Ankara: Milli
Eğitim Basımevi.
M.E.B. 2002 Yılı Başında Milli Eğitim.
(http://apk.meb.gov.tr).
ÖSYM (2007). ÖSS Tercih Kılavuzu.
Özdemir, İ. (1991). Bazı Değişkenlerin Liselerdeki
Öğrenci, Öğretmen, Danışman ve Yöneticilerin PDR
Hizmetlerinden Beklentilerine Etkisi. Yayımlanmamış
Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Özgüven, İ.E.(1986). Eğitimde Psikolojik Hizmetlerin
Sunulmasında Yararlanılacak Uzman Elemanların
Yetiştirilmesi ve Sorunlar. Eğitimde Psikolojik
Hizmetler ve Sorunlar. Türk Eğitim Derneği
Yayınları, No:10, Ankara: Şafak Matbaacılık.
Özgüven, İ.E. (1990). Ülkemizde Psikolojik Danışma
ve Rehberlik Faaliyetlerinin Dünü ve Bugünü.
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 1, 1, 4-15.
Özoğlu, S,Ç. (1986). Eğitim sistemimizde Psikolojik
Hizmetlere Genel Bir Bakış. Eğitimde Psikolojik
Hizmetler ve Sorunlar. Türk Eğitim Derneği
Yayınları, No.10. Ankara: Şafak Matbaacılık.
Pişkin, M. (1989). Orta Dereceli Okullarda Görevli
Yönetici, Öğretmen ve Danışmanların İdeal ve Gerçek
Danışmanlık Görev Algıları. Yayımlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Ankara.
Pişkin, M. (2006). Türkiye’de Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Hizmetlerinin Dünü, Bugünü ve Yarını.
Türkiye’de Eğitim Bilimleri: Bir Bilonço Denemesi
(Ed.M..Hesapçıoğlu ve A.Durmuş) Ankara: Nobel Yayın
Dağıtım.
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (1993).
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin 1993
yılı etkinlikleri. Türk Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Dergisi, 1, 4, 30
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (1996).
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin 1996
yılı etkinliklerinden bazıları. Psikolojik Danışma
ve Rehberlik Dergisi, 1, 7, 48.
Şen, H. (2004). Meslek Etiği ve Psikolojik
Danışmanlar. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Dergisi, 2, 9, 24-30.
Şen, H.(2005). Ulusal Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Kongrelerinin Bize Söyledikleri: Son Üç
Kongre Üzerinden Bir Değerlendirme. Psikolojik
Danışma ve Rehberlik Bülteni, 2, 11, 31-36.
Şen, H. (2006). Psikolojik Danışmanların Özlük
Sorunları I: Unvan Sorunu. Türk Psikolojik Danışma
ve Rehberlik Bülteni, 2, 13, 37- 40.
Şen, H. (2007). Psikolojik Danışmanların Özlük
Sorunları II. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Bülteni, 2, 14, 35- 40.
Tan, H.(1990). Okullarımızda Psikolojik Hizmetlerin
Neresindeyiz. Türk Psikolojik Danışma veRehberlik
Dergisi, 1, 1, 27-31.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği,
(1995). Psikolojik Danışma ve Rehberlik Alanında
Çalışanlar İçin Etik Kurallar Kitapçığı. Ankara:
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi Yayını.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (2004).
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Meslek Odasına
Doğru. (Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Meslek
Odası ve Meslek Birliği Hazırlama Komisyonunca
Oluşturulan Yasa Taslağı). Ankara: Türk Psikolojik
Danışma ve Rehberlik Dergisi Yayını.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği (2006).
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Alanında Çalışanlar
İçin Etik Kurallar 2006. Ankara: Türk Psikolojik
Danışma ve Rehberlik Dergisi Yayını.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği
(100-2007), Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Bültenleri. Sayı, 1-14.
I.Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Uygulamaları Kongresi Bildiri Özetleri (2006). Türk
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Yayınları,
Ankara: PegemA Yayıncılık. .
II. Ulusal Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Kongresi Bilimsel Çalışmaları (1994). Türk
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Yayını.
Ankara: Form Ofset.
VI. Ulusal Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Kongresi Bildiri Özetleri Kitabı (2001). Türk
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Yayınları,
No: 8, Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
VII. Ulusal Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Kongresi Bildiri Özetleri Kitabı (2003). Türk
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Yayınları,
Ankara: PegemA Yayıncılık.
VIII. Ulusal Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Kongresi Özetleri Kitapçığı (2005). Türk Psikolojik
Danışma ve Rehberlik Derneği Yayınları, Ankara:
Nobel Yayın Dağıtım.
III. Ulusal Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Öğrencileri Kongresi Bildiri Özetleri Kitabı (2006).
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği
Yayınları, Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
IV. Ulusal Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Öğrencileri Kongresi Bildiri Özetleri Kitabı (2007).
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği
Yayınları, Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
Von Zandt, C.E. (1990). Professionalism: A matter of
personal initiatives. Journal of Counseling and
Development, 68, 243-245.
Yeşilyaprak, B. (2003). Psikolojik Danışmanlar
Nemrut Dağında Dilek Tuttu. Cumhuriyet Bilim Teknik
Dergisi, 20, (861).
Yeşilyaprak , B. (2004, 28 Temmuz). Gençler Kongre
Düzenliyor, Hocalar Ders Alıyor (mu)? Birgün
Gazetesi.
Yeşilyaprak, B. (2005, 24.Temmuz). Boğaziçi’nden
Konya’ya. Radikal Gazetesi. 2
Yeşilyaprak, B. (2006, 30.Temmuz). Yolculuk Sürüyor.
Radikal Gazetesi. 2.
Yeşilyaprak, B. (2007). Psikolojik Danışman Adayları
Nemrut Dağındaydı. (pdr.org.tr).
Yıldırım, İ.ve Bilge, F. (1990). Psikolojik Danışma
ve Rehberlik Derneği’nin Kuruluşu ve Etkinlikleri.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi,1,
56-59.
Yıldırım, İ.(2006). Türk Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Derneği Adına Konuşma: Ulusal Ruh Sağlığı
Politikası. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Bülteni, 13, 22-26